|
Attila ALPAY
Yeşilay Çorum İl Temsilcisi
Bu tür -sevgililer günü vb gibi- günler ne yazık ki istilacı ve barbar Avrupa kavimlerinin kutladığı Saint Valentin isimli bir Hıristiyan azizinin ismine izafeten icat edilmiş; yurdumuzda ise İstanbul Beyoğlu'nda esnaflık yapan
gayrimüslimler tarafından geliştirilerek kültürümüze zorla oturtulmuştur.
Bu geleneğin ve adetin hedef kitlesi; sayıları Irak ve Afganistan nüfusu kadar yani 28 milyonluk dev bir topluluk olan ve yaşları 1-17 arası olan sevgili yavrularımızdır. Bu çocuklarımızın hayata atılıp para kazanmalarına henüz uzun yıllar vardır. Fakat ceplerinde sevgililerine belki de en pahalı hediyeyi alacak kadar da çok paraları her zaman bulunmaktadır. Paraları yoksa kredi kartları, o da yoksa onları çok seven büyükbabaları ve büyükanneleri de mutlaka ihtiyaçlarını karşılayacaklardır.
Diğer yanda milyonlarca esnaf da vitrinler süsleyip, afişler hazırlamakta sanki bizim böyle bir geleneğimiz varmış gibi ve bir bayram geliyormuşçasına çok para kazanmanın derdine düşerek böyle bir furyaya mutlaka katılacaklardır.
Kendilerine sorsalar hiçbir zaman yolunda gitmeyen işleri belki böyle bir gün vesilesiyle bir an olsun canlanacak ve nakit sıkıntıları gidecek ve o gün için rahat nefes alacaklardır.
Bazı TV kanalları mikrofonlarını İstanbul'un mutlu azınlığına, gayrı meşru yaşamaktan utanmayan sanatçı bozuntularına ve ahlaksız insanlarına uzatıp saatlerce röportaj yapacak; kimin kime hangi haram kazançlarıyla ne marka otomobil aldıklarını öğrenmeye ve bu müstesna (!) günü nasıl kutladıklarını bilmeye çalışacaklardır.
Aziz şehirlerimizin de bütün kafeteryalarında sigara dumanları içerisinde boğulmalarına aldırmadan oturup baba parası ve burslarını yemeye çalışan sevgili üniversite gençlerimiz; karşılarındaki sevgililerine ilânı aşk etmeye çalışacak ve böylece bu mübarek günü (!) idrak etmeye
çabalayacaklardır.
Bir de bunun tersini düşünelim. Bizim olmayan böyle bir gelenek yerine Hıristiyan Avrupa ülkelerinin veya Amerika'nın bir Ramazan Bayramı'nı, bir Hıdırellez'i, bir
Aşure Günü'nü, bir Üç aylarımızı veya buna benzer bizim için kutsal ve önemli olan bir adetimizi benimsemesi mümkün müdür? Hatta oraların
ahalilisi bu vesileler ile birbirlerine hediyeler alsınlar, kutlasınlar veya bir şeyler yapsınlar..
Bunu düşünmesi bile bize mizahi gelmekte ve hemen pek çoğumuz "olur mu canım öyle şey" demekteyiz. Ama ne yazık ki onların adetleri ve gelenekleri milli kültürümüze öylesine oturmuş veya oturtulmuş ki tersine bile düşünmekten aciz hale gelmişiz..
İnancımızda, sosyal adet ve geleneklerimizde "sevgililer günü" diye bir şey yoktur. Mümin hanımlar ve erkekler önce nişanlanırlar, sonra da evlenirler. Nikah merasimlerinden sonra bir milletin temeli olan kutsal aile birliği de böylece kurulmuş olur.
Böyle "arada kalmış"
gayrimeşru ilişkiler bize tv dizilerimizden hediyesidir. Eski Yeşilçam filmlerindeki konular bile bugünkülerin yanında –vallahi- masum kalmaktadır.
Bakıyorum da bizim gibi fakir taşra muharrirlerinden ve birkaç bin basan bazı muhafazakar ceridelerinden başka buna tavır koyan hiç kimse yok.
On bakanlık bütçesi kadar zengin ve kalabalık olan Diyanet İşleri, bir çabanın içine giremez mi; eğitim sendikaları, Müslüman işadamları ve bizim gibi düşünen insanlar basın bültenleri de mi yayınlayamazlar, hiç mi kimsenin söyleyecek bir sözü yok…
Tanzimat'tan sonrada bu filmleri görmedik mi, yüzeli yıl süren seferberlikler, iki milyon
şehit, koca bir hilafet ve saltanat ülkesini, bir Devlet-i Ali' yi hep bu kâfirlere benzeme illeti yüzünden kaybetmedik mi ..
İki tane karanfil, bir tane gülün, ucuzluk pazarından alınmış masum bir hediyenin ucu sefalete, zillete, perişanlığa, esarete ve oradan da cehenneme gider genç beyler ve hanımlar, hatta bir kısım esnaf arkadaşlar…
Unutanlara dün Bulgar, Moskof ve Ermeni mezalimlerini bugün de, Bosna'yı, Çeçenistan'ı, Filistin'i,Afganistan'ı ,hatta hatta Solingen'leri hatırlatırım.
"Sevgililer Günü" diye bir şeyi kutlayan herkesi, üç kuruş kazanacağız diye bu kültür yozlaşmasına çanak tutan bir kısım esnafı ve bize karşı çıkan herkesi de şiddetle protesto ediyorum.
Allah CC cümlesine hidayet versin…
Saygılarımla…
|