AnasayfaHakkımızdaGüzel Yazılarİyi KitaplarBizim ArşivBağlantılarDost SitelerGörüşlerinizİletişim
 
Öğretmenlere Özel Yazılarımız Sizden Gelenler Tavsiyeler Sözler Hazinesi Forum
 
 




TC İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERS NOTLARI
 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

KURTULUŞ SAVAŞI

Kurtuluş Savaşı

Kurtuluş Savaşı’nın Genel Özellikleri:

1.Halk kongreler yolu ile örgütlenip birleştirilmiş­tir.

2.Güneyde Fransız ve Ermenilere karşı Kuva-yı Milliye; Doğu Anadolu’da Ermenilere karşı, Os­manlı’dan kalan XV. Kolordu; Batı Anadolu’da Yunanlılara karşı, TBMM’nin kurduğu, düzenli ordu kullanılmıştır.

3.Ordu taarruz gücüne ulaşana kadar Yunanlılara karşı batı cephesinde savunmada kalınmıştır.

4.Kurtuluş Savaşı’nda bağımsızlık ve egemenlik birlikte yürütülmüştür.

5.Kurtuluş Savaşı, Türk milletinin I. Dünya savaşı­nın sonuçlarına bir tepkisidir.

6.Mondros Mütarekesinin Osmanlı devletini etkisiz duruma getirmesi, kurtuluş mücadelesini halkın yapmasına sebep olmuştur.

7.Kurtuluş savaşı için ilk adımları milli cemiyetler atmış, kurtuluşu TBMM tamamlamıştır.

8.İtalyan ve İngilizlerle askeri mücadele olmama­sına rağmen; en fazla diplomatik mücadele İngiliz­lerle olmuştur.

9.TBMM’de ilk bunalım ordu, ikinci bunalım ise hükümet meselesinden dolayı çıkmıştır.

 

Hazırlık Dönemi

Kuva-yı Milliye Hareketi’nin Başlaması

Kuva-yı Milliye’, işgaller karşısında, halkın hare­kete geçerek kendi bölgelerini korumaya çalışması hareketidir.

 

Kuva-yı Milliye’nin Özellikleri

1.İşgallere tepki olarak ortaya çıktılar.

2.Bölgesel olarak hareket ettiler.

3.Düzenli ordu kurulana kadar düşmanı oyaladılar.

4.Düzenli ordunun temelini oluşturdular.

5.TBMM’ye karşı oluşan isyanları bastırdılar.

6.Desteğini halktan aldılar.

7.Tutarsız davranışları halk ile Kuva-yı Milliye’’nin vurucu gücü olan milislerin arasını açtı.

8.Ortaya çıkışında işgaller ve işgaller karşısında Osmanlı Devletinin tepkisizliği etkili oldu

9.Milli cemiyetlerin silahlı koludurlar.

10.Disiplin ve birlikten yoksun oluşları en büyük eksiklikleridir.

 

Mustafa Kemal’in Samsun’a Çıkışı (19 Mayıs 1919)

·  Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Pontus Rum Cemiyeti’nin çalışmaları sonucunda bölgedeki Rum halkı karışıklıklar çıkarıyor ve olayın sorumlusu olarak da Türk halkı gösteriliyordu. Bu durum kar­şısında İngilizler, Osmanlı hükümetine bölgede güvenliğin sağlanmasını; aksi takdirde, bölgeyi işgal edeceklerini bildirdiler.

·  Rumların da zaten bek­lentisi, bölgenin İngilizler tarafından işgal edilerek Rumların işlerinin kolaylaştırılmasıydı.

·  Bölgede güvenliğin sağlanması için İstanbul yöne­timi IX. Ordu Müfettişliği’ne getirerek Mustafa Kemal’i görevlendirdi. Mustafa Kemal bölgede hare­ket edebilmek için IX. Ordu Bölgesindeki sivil makamlara da emir verme yetkisini aldı.

 

Mustafa Kemal’in Görevi:

1.Görev bölgesindeki orduları terhis etmek

2.Asayiş ve güvenliği sağlamak

3.Halkın elindeki silah ve cephaneyi toplamak

4.Halka silah ve cephane dağıtan kuruluşları orta­dan kaldırmak

 

Samsun’a Çıkışın Önemi:

1.Mustafa Kemal, milli mücadeleyi başlattı

2.“Ya istiklal! Ya ölüm!” pa­rolasını benimsendi.

3.Kurtuluşun millî olacağı vurgulandı.

               

Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919)

·  Samsun bölgesini, İngiliz ve Rumların varlığından dolayı, milli mücadele çalışmalarının başlaması için uygun görmeyen Mustafa Kemal; Samsun’dan Havza’ya hareket etti.

·  Anadolu’daki komutanlarla da irtibat kurarak orduların terhis edilmemesini sağlamaya çalışan Mustafa Kemal; Havza’da, milli bilincin uyanması ve İtilaf devletlerinin Türk halkının tepkisini gör­mesi için İzmir’in işgalini protesto eden bir miting düzenledi. Bu tür mitinglerin tüm yurtta da yapıl­masını istedi.

·  Mustafa Kemal yurdun çeşitli yerlerinde başlayan halk heyecanını ortak bir çizgi üzerinde birleştir­mek istiyordu. Ferdi bilinçten ulusal bilince ulaşıl­masını istiyordu.

Açıklamalar:

·  Mustafa Kemal İzmir’in işgalini halkın uyarıl­ması ve birleşti­rilmesi için kullanmak istemiştir.

·  Mustafa Kemal’in isteği üzerine bundan sonra mitingler düzenlenmesi, Mustafa Kemal’in lider olarak benimseneceğini göstermektedir.

·  Mustafa Kemal’e Havza’daki faaliyetlerinin so­nucu olarak; İngilizlerin baskısıyla, 8 Haziran 1919’da İstanbul hükümetin­den, kendisini İstan­bul’a geri çağıran bir telgraf geldi.

            

Amasya Genelgesi / Tamimi (22 Haziran 1919)

Sebep:

Ülkenin içinde bulunduğu durumu millete duyura­rak milleti bağımsızlık ve egemenlik için mücade­leye çağırmak.

 

 

Genelgenin Hazırlayıcıları:

Mustafa Kemal, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Kazım Karabekir (Erzurum’da)  

 

Genelgenin Maddeleri:

1.Yurdun bütünlüğü ve milletin istiklali tehlikede­dir.

Açıklama:

1.Durum ve Kurtuluş Savaşının gereği ortaya kon-maktadır.

2.Kurtuluş Savaşının bölgesel değil; bütünsel ol­duğu vurgulan­mıştır.

3.Bölücülere ve bölgesel kurtuluşu amaçlayanlara bir tepkidir.

 

2.İstanbul’daki hükümet baskı altında olduğundan dolayı, üzerine almış olduğu sorumluluğun gerekle­rini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor.

Açıklama:  

1.İlk defa İstanbul hükümetine tepki gösterilmiştir.

2.İstanbul hükümetinin bu tutumu da, durumun bir parçası olarak, belirtilmiştir.

Uyarı: Mustafa Kemal Milli Mücadele esnasında milli güçte bölünme yaşanmaması için padişaha karşı doğrudan tepki gös­termeyip; tepkilerinde İstanbul hükümetini hedef almıştır.

 

3.Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

Açıklama:

1.Milli egemenlik fikri ilk defa üstü kapalı bir şe­kilde vurgu­landı.

2.Kurtarıcı olarak, padişah, mandacı ve himayeci devletlerin yerini milletin kendisi aldı.

3.Kaderine razı olmaya bir karşı çıkış vardır.

4.İleride milli egemenliğe dayalı devletin kurulaca­ğına dair ilk işaretler verilmiştir.

5.Mustafa Kemal’in Türk milletine güvendiği ve mücadeleyi millete mal etmek istediği anlaşılmak­tadır.

 

4.Milletin durum ve davranışını göz önünde tutmak ve haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden kurtulmuş milli bir kurulun varlığı gereklidir.

Açıklama:

1.İlk defa Temsil Heyeti’nin kurulması istenmek­tedir.

2.Kurtuluş savaşına, kişisellikten çıkarılarak, ulusal karakter kazandırılmaya çalışılmaktadır.

3.Genelgenin ihtilalci yönü görülmektedir.

 

5.Anadolu’nun her yönden güvenli yeri olan Si­vas’ta milli bir kongre toplanmalıdır.

Açıklama:

1.Ulusal bir kongrenin toplanması istenmiştir.

2.Milli birlik ve beraberliğin sağlanması amaçlan­mıştır.

 

6. Kongreye her sancaktan milletin güvenini ka­zanmış üç delege katılmalıdır. Delegeleri, Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri ve belediyeler seçmelidir. Dele­gelerin kongreye geliş güzergâhları ve zamanları milli bir sır olarak saklanmalıdır.

Açıklama:

1.Kararların ulusal olması amaçlanmıştır.

2.Delegelerin milletin güvenini kazanmış kişilerden olmasının istenmesi kongrede alınacak kararların bütün millet tarafından kabul edilebilmesi içindir.

3.Delegelerin milli mücadele taraftarı olması için delegelerin Müdafaa-i hukuk cemiyetleri tarafından belirlenmesi istenmiştir.

4.Delegelerin seçimle belirlenmek istenmesi ileride seçime dayalı bir sistemin olabileceğini de göster­mektedir.

7.Doğu ileri adına 10 Temmuz 1919’da Erzu­rum’da bir kongre toplanacaktır. Bu tarihe kadar diğer illerin temsilcileri de Sivas’a gelebilirlerse; Erzurum kongresine katılmış olan delegeler Sivas’a hareket edecektir.

 

Amasya Genelgesi’nin Önemi:

1.Kurtuluş Savaşı’nın gereği (ülkenin bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir); amacı (vata­nın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlık ve ege­menli­ğinin sağlanması) ve yöntemi (mücadeleyi halk yapa­caktır)

2.İşgalciler ve İstanbul hükümetine bir tepkidir.

3.Milli mücadelenin programıdır.

4.Mustafa Kemal’in millete ilk çağrısıdır.

5.Türk inkılâbının ihtilal safhası başlamıştır.

6.Kurtuluşun tek elden yürütülmesi için ortam ha­zırlanmaya çalışılmıştır.

7.Milli bağımsızlık hukuki yönden belgelere bağ­lanmıştır.

8.Evrensel haklar dile getirilmiştir.

9.Mustafa Kemal bu genelgeyi yayınlayarak ilk defa İstanbul’un verdiği yetkileri aşmıştır.

 

Açıklamalar:

1.Amasya Genelgesinin yayınlanmasından sonra içişleri bakanı Ali Kemal, Mustafa Kemal’e göre­vinden alındığını ve İstanbul’a geri dönmesi gerek­tiğini bildirdi. (Gerekçe olarak ise yetkilerini aştığı bildirildi.) Vakit kazanmak isteyen Mustafa Kemal ise “Ben sadece padişahtan emir alırım” diyerek karşılık vermiştir. 7.8 Temmuz 1919 günü İstan­bul’dan Mustafa Kemal’in görev­den alındığına dair telgraf geldi. Mustafa Kemal ise 8.9 Temmuz 1919 günü askerlik mesleğinden ayrılarak sine-i millete döndü­ğünü bildirdi.

2.Amasya Genelgesinin esasları ilk defa Erzurum Kongresinde karara dönüştü.

3.Genelgeden sonra, İstanbul’un Anadolu’ya egemen değil tabi olması gerektiği bildirildi.

4.Genelgenin uygulanması ile ordu mensuplarının görevlendi­rilmesi Türk ordusunu da ihtilalin içine çekmiştir.

 

 

Erzurum Kongresi (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919)

Erzurum Kongresi Doğu Anadolu Müdafaa-i Hu­kuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti tarafından Rum ve Ermenilere karşı Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi’nin bütünlüğü­nün korunması için toplanmıştır.

 

Kongrede Alınan Kararlar:

1.Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez

Açıklama:

1.Bu madde Sivas Kongresi ve Misak-ı Milli karar­larının da ilk maddesidir.

2.Bölgesel amaçlı olarak toplanan kongre bütünü ilgilendiren karar almıştır.

3.Bütün bölücülere tepki gösterilmiştir.

2.Her türlü yabancı müdahalesine karşı millet, birlik olarak kendisini müdafaa edecektir.

3.Vatanın ve istiklalin muhafaza ve teminine İstan­bul Hükümeti muk­tedir olamadığı takdirde; gayeyi temin için Ana­dolu’da geçici bir hükümet kurula­caktır. Hükümeti milli kongre seçecektir. Kongre toplantı halinde değilse; bu işi temsil heyeti yapacaktır.

Açıklama:

1.İlk defa geçici hükümetten bahsedildi

2.İlk defa açıkça yeni bir devletten bahsedildi.

4.Kuvay-ı Milliye’yi âmil, irade-i milliyeyi hâkim kılmak esastır.

Açıklama:

1.İlk defa millet iradesinden açıkça bahsedildi.

5.Hıristiyan azınlığa siyasi hâkimiyetimizi zedele­yici ve sosyal dengemizi bozucu ayrıcalıklar veri­lemez.

6.Manda ve himaye kabul edilemez

Açıklamalar:

1.Bağımsızlığın koşulsuz olarak sağlanacağı vur­gulanmıştır.

2.Mandacılığa ilk defa tepki gösterilmiştir.

7.Milli meclisin derhal toplanmasına ve hükümet işlerinin meclisin denetimi altında yürütülmesine çalışılacaktır.

Açıklamalar:

1.İlk defa Meclis-i Meb’usan’ın toplanması istenmiş­tir.

2.Tutarsız davranışlar içinde olan Damat Ferit Paşa hükümeti kontrol altına alınmaya çalışılmıştır.

8.Milli irade padişah ve halifeyi de kurtaracaktır.

Açıklama:

1.Mustafa Kemal birlik ve beraberliğin devamı için böyle bir kararı da kongrede almıştır.

9.Milletimiz insani ve asri gayeleri tebcil; sınai ve iktisadi hal ve ihtiyacımızı takdir eder.

Açıklama:

1.Dışarıdan gelebilecek yardımların insani amaç­larla olması durumunda kabul edilebileceği vurgu­lanmıştır.

 

Kongrenin Önemi:

1.Erzurum Kongresi toplanış amacı ve katılımı yönüyle bölgeseldir. Fakat Mustafa Kemal kong­reye katıldığı için kongrede ulusal kararlar da alın­mıştır.

2.İstanbul’un muhalefetine karşı toplandığından ve aldığı karalardan dolayı ihtilalci bir kongredir.

3.Tam bağımsızlık ve milli egemenlik fikirleri açıkça vurgulandı.

4.Mustafa Kemal başkanlığında, dokuz kişiden olu-şan ve Doğu illerini temsil eden temsil heyeti ku­ruldu.

5.İlk defa ulusal sınırlardan bahsedildi

6.Doğu Anadolu’daki cemiyetler ve Trabzon Muha­faza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, Doğu Ana­dolu Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetinin çatısı al­tında birleştirildi.

7.Azınlık haklarına ilk defa tepki gösterildi

8.Sivil bir vatandaş olan Mustafa Kemal’in, kong­reye ve temsil heyetine başkan seçilmesi, Mustafa Kemal’in yetki problemini ortadan kaldırdı.

9.İstanbul hükümeti Mustafa Kemal, Rauf Orbay ve Refet Bele için tutuklama kararı çıkardı (30 Temmuz 1919). 9 Ağustos 1919’da ise Mustafa Kemal askerlikten ihraç edildi.

10.Millî güçlerin birleştirilmesi için ilk adım atıldı

11.Ermenilere karşı takip edilecek yol belirlendi

12.Bağımsızlık, dış politika ilkesi olarak benim­sendi.

13.Sivas Kongresi ve Misak-ı Milli kararlarına zemin hazırlandı.

Açıklamalar:

1.Gücün tüm yurttan alınması için Sivas Kongresi­’nin toplanma­sına da gerek duyuldu

2.Mustafa Kemal ilk defa sivil bir vatandaş olarak Erzurum Kongresi’nde görev almıştır.

3.Erzurum Kongresi’nde dış işlerle de ilgili kararlar alınması, kongrenin meclis gibi hareket ettiğini gösterir.

4.Askeri yetkileri alınan Mustafa Kemal’in emrine Kazım Karabekir’in gönüllü olarak girmesi Mustafa Kemal’in liderlik sorunun çözülmesinde etkili ol­duğu gibi örgütlenme döneminde Mustafa Kemal’in işini de kolaylaştırmıştır.

5.Mustafa Kemal, bölge dışından olduğu için ilk anda Erzurum Kongresi’ne alınmak istenmedi. Kongre’den Kazım Bey ve Cevat Dursun’un istifa etmesi sonucunda Mustafa Kemal ve Rauf Orbay kongreye alındı.

6.Kongreye 56 delege katıldı. İstanbul’un baskıları sonucunda Elazığ valisi Ali Galip Elazığ, Mardin ve Diyarbakır delegeleri­nin kongreye katılmasını engelledi.            

 

 

Balıkesir Kongresi (26-31 Temmuz 1919)

Balıkesir Kongresi Yunanlılara karşı Batı Ana­dolu’nun bütünlüğü için; Redd-i İlhak Cemiyeti’nin çalışmaları sonucunda Hacim Muhittin başkanlı­ğında toplanmıştır.

Alınan Kararlar:

1.Yunanlılara karşı Kuva-yı Milliye’’nin güçlendirile­ceği kararlaştırıldı.

2.Batı Anadolu’daki güçlerin birleştirileceği kararlaştırıldı.

3.Seferberlik ilan edildi.

4.Padişaha bağlılık bildirildi.

Balıkesir Kongresi Amasya Genelgesinin bağım­sızlık yönünü kabul etmiştir. Batı Anadolu örgüt­lenmeye çalışılmıştır.

                     

 

Alaşehir Kongresi (16-25 Ağustos 1919)

Batı Anadolu’nun Yunanlılara karşı bütünlüğünün korunması için Redd-i İlhak Cemiyetinin çalışma­ları sonucunda Hacim Muhittin başkanlığında top­lanmıştır.

Alınan Kararlar:

1.Erzurum ve Balıkesir Kongresinin kararları görü­şüldü

2.Milli mücadeleyi destekleme kararı alındı

3.Yunanlılarla savaşma kararı alındı

4.Gerektiğinde büyük devletlerin yardımının alına­bileceği vurgulandı

 

 

Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)

Bütünlük ve bağımsızlığı korumak için nasıl bir politika izleneceğinin saptanması; saptanan politi­kanın bütünü kapsayacak şekilde tüm milletçe uy­gulanması amaçlanmıştır.

 

Kongrenin Karşılaştığı Sorunlar:

1.İstanbul hükümeti ve işgal güçlerinin engellemesi sonucunda kongreye beklenildiği kadar üye katıla­madı (38 kişi katıldı.)

2.Elazığ valisi Ali Galip’in kongreyi basacağı şayi­ası yayıldı (Ali Galip Sivas’taki askeri birlikten çekindiği için kongreyi basamadı)

3.Fransızların Sivas’ı işgal edeceği haberleri ya­yıldı. (Mustafa Kemal böyle bir şeyin mümkün olmayacağını belirtti)

4.İlk anda Mustafa Kemal kongreye başkan seçil­mek istenmediyse de; uzun tartışmalar sonucunda Mustafa Kemal kongreye başkan seçildi.

5. Delegelerin büyük bir çoğunluğu ABD manda­sını savundu. Fakat Mustafa Kemal, ABD mandası­nın Türk milleti için uygun olmadığını delegelere anlatıp kabul ettirince; ABD mandası da kesin ola­rak reddedildi.( ABD Doğu Anadolu’da bir Ermeni devletinin kurulmasını istiyor; Osmanlı ülkesinin parçalanmasını öngörüyor; Türkiye’nin mandaterli­ğini ise istemiyordu)

6.İstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal ve kongreye katılanlar için tutuklama kararı çıkardı.

Açıklama: Erzurum Kongresi’nin kararları Sivas Kongre­si’nin birinci maddesi olarak kabul edildiği için Sivas Kongresi Erzu­rum Kongresi’ne göre daha kısa sürmüştür.

 

Alınan Kararlar:

1.Osmanlı hükümeti bir dış baskı karşısında vatanın her hangi parçasını terk ve ihmal etmek zorunda kalırsa; halife ve saltanatın, vatan ve milletin ko­runmasını sağlayacak her türlü tedbir alınmıştır.

2.İtilaf devletlerinden haklarımıza saygı gösteren haklı ve adaletli bir karara varmalarını bekleriz

3.Milli cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti altında toplanmıştır.

Açıklama:

1.Birlik sağlanmıştır.

2.Cemiyetler bölgesel olmaktan çıkarak ulusallaş­mıştır.

3.Kuva-yı Milliye için komuta birliği sağlanmıştır.

4.Kurtuluş Savaşının tek elden yönetilmesi kolaylaşmıştır.

 

4.Mustafa Kemal başkanlığında tüm yurdu temsil edecek şekilde 15 kişiden oluşan temsil heyeti ku­ruldu.

5.Ali Fuat Cebesoy batı cephesi Kuva-yı Milliye komutanlığına tayin edildi.

Açıklama:

1.Heyet-i Temsiliye ilk defa hükümet gibi yürütme yetkisi kullandı.

2.Batı cephesinin oluşturulması için ilk adım atıldı

 

6.İrade-i Milliye Gazetesinin çıkarılmasına karar verildi.

7.Damat Ferit Paşa hükümetinin iş başından uzak­laştırılmasına kadar İstanbul ile ilişkilerin kesildiği bildirildi.

Açıklama:

·  Bu karardan yaklaşık yirmi gün sonra Damat Ferit Paşa hükü­meti istifa ederek yerine Ali Rıza Paşa hükümeti geldi. Bu durum Sivas Kongresinin olumlu bir sonucudur ve Milli Müca­delecilerin İstanbul karşısında güçlendiğini gösterir.

 

Kongrenin Önemi:

1.Kongreler dönemi kapandı

2.Misak-ı Milli esasları belirlendi

3.Heyet-i Temsiliye bütün vatanı temsil eder hale geldi

4.Milli birlik ve beraberlik büyük oranda sağlandı

5.Ulusal örgütlenme tüm vatanı kapsadı

6.Gücünü halktan alan yeni bir otorite ortaya çıktı

7.Mustafa Kemal lider olarak benimsendi

8.Erzurum Kongresi kararları ulusallaştı

9.Mondros Mütarekesi reddedildi

10.Sivas Kongresi milleti temsil eden tek kurul oldu

11.Tam bağımsızlık ve milli egemenlik ilkeleri temel prensip olarak kabul edildi

12.Mandacılık kesin olarak reddedildi

13.Kuva-yı Milliye cepheleri arasında kumanda bir­liği sağlandı

 

Açıklamalar:

1.Erzurum Kongresi; Doğu Bölgesinin, Osmanlı tarafından terk edilmek istenen yerinde geçici bir yönetim kurulacağından bahsederken; Sivas Kong­resi bu kararı bütün yurdu kapsayacak şekilde aldı.

2.Mustafa Kemal ve arkadaşları 1 Mayıs 1919’da idama mahkûm edildi

3.İzinsiz toplanmasından; hakkında tutuklama kararı olan Mustafa Kemal’i kendisine başkan seçti­ğinden ve aldığı karar­lardan dolayı Sivas Kongresi de ihtilalcidir.

 

Milli Mücadele

Ve İstanbul Hükümeti’nin Mustafa Kemal’e Karşı Mücadele Kararı

·  19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, milli mücadeleyi başlatmış oldu.

·  İtilaf Devleri’nin baskısıyla İstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal’i geri çağırdı.

·  Mustafa Kemal, bu çağrıyı dinlemeyerek teşkilatlanma çalışmalarına devam etti.

·  Bunun üzerine İstanbul hükümeti, Mustafa Kemal’i görevinden uzaklaştırarak tutuklama emri çıkardı.

·  Mustafa Kemal, görevinden ve askerlik mesleğinden istifa etti.

·  Milli Mücadele’nin güçlenmesi ve Sivas Kongresi hazırlıkları Mustafa Kemal’e karşı sert mücadele kararlarının alınmasına neden oldu.

 

 

Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin Tutumu ve Sonuçları

·  4 Mart 1919’da göreve getirilen Damat Ferit Paşa Hükümetleri, Millî Mücadele’ye bilinçli olarak karşı çıkmışlardır.

·  Damat Ferit Paşa’ya göre; Mondros şartlarına uymaktan başka çözüm yoktur. İşgallere karşı çıkmak İtilaf Devletleri’ni daha çok kızdırır ve işgallerin yayılmasına sebep olabilirdi.

·  Mustafa Kemal’in Damat Ferit Paşa Hükümeti ile ilişkilerini kesmesi onu istifaya sürüklemiş, yerine Ali Rıza Paşa Hükümeti kuruluştur.

Not: Bu sonuç, Mustafa Kemal’in İstanbul Hükümeti’ne karşı ilk siyasi başarısıdır.

 

 

Ali Rıza Paşa Kabinesi

Amasya Görüşmeleri (20-22 Ekim 1919)

·  Damat Ferit Paşa, 2 Ekim 1919’da istifa edince, hükümeti Ali Rıza Paşa kurumuştur.

·  Ali Rıza Paşa, Anadolu hareketini milli mücadelecilerle iyi geçinerek kontrol altına almaya çalışan bir kişiydi. Bundan dolayı da Mustafa Kemal ile iyi geçinmeyi ilke edindi.

·  Mustafa Kemal, Ali Rıza Paşa hükü­metini Damat Ferit Paşa hükümetine nazaran daha ılımlı olduğundan dolayı desteklediği gibi; birliğin sağla­nıp korunması için İstanbul hükümeti ile iyi geçinmeye de çalışmıştır.

·  Mustafa Kemal ile Ali Rıza Paşa’nın karşılıklı görüşmeleri sonucunda Amasya’da, her iki tarafın uzlaşması amacıyla bir mülakat yapılmasına karar verildi.

·  Amasya Görüş­melerine İstanbul Hükümeti adına Bahriye Nazırı Salih Paşa katıldı. Milli mücadele adına Mustafa Kemal ve arkadaşları katıldı.

 

Alınan Kararlar:

1.Hiçbir vilayet terk edilmeyecek, himaye kabul edilmeyecektir. Bütünlük ve istiklal korunacaktır.

2.Azınlıklara siyasi hâkimiyetimizi zedeleyici ve sosyal dengemizi bozucu ayrıcalıklar verilmeye­cektir.

3.Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İstanbul hükümeti tarafından tanınacaktır.

4.Meclis-i Mebusan toplanmalıdır.

5.Meclis-i Mebusan İstanbul dışında toplanmalıdır. (Meclisin, İstanbul’da toplanması halinde, mili mü­cadele ruhunu yansıtamayacağı ve rahat çalışama­yacağı düşünülmüştür.)

6.Sivas Kongresi kararları meclis tarafından onay­lanmalıdır.

7.Yapılacak antlaşmalar için Heyet-i Temsiliye’nin onayı alınmalıdır.

8.Seçimlerin serbest yapılmalıdır.

 

Önemi:

1.Milli mücadele, Heyet-i Temsiliye ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İstanbul hükü­meti tarafından hukuken tanındı

2.Temsil Heyeti ile İstanbul arasındaki ilişkiler yumuşadı

3.İstanbul Anadolu’ya bağlı olmaya başladı.

4.İtilaf devletleri Anadolu hareketini İstanbul vası­tasıyla kontrol altına alamayacaklarını anlamıştır.

5.Meclis-i Meb’usan’ın toplanması kararlaştırılmış­tır.

 

Açıklamalar:

1.Görüşmelerde egemenlikten değil; bağımsızlıktan bahsedilmiştir.

2.Meclisin İstanbul dışında toplanması meselesinde anlaşmaya varılamadı

3.Salih Paşa kararların tamamını kendisinin kabul etmesinin bir anlam ifade etmediğini; kararların hükümet tarafından kabul edilmesinin önemli oldu­ğunu; kararların hükümet tarafından kabul edilmesi için elinden geleni yapacağını; bu konuda başarılı olamadığı takdirde istifa edeceğini açıkladı. Hükü­met sadece Meb’usan Meclisinin açılması kararını tam olarak onayladı. Salih Paşa ise istifa etmedi.

 

Temsil Heyeti’nin Ankara’ya Gelmesi (27 Aralık 1919)

Sebepleri:

1.Ankara’nın güvenli olması

2.Meb’usan Meclisi çalışmalarının yakından izlen­mek istenmesi

3.Ankara’nın batı cephesine yakın olması

4.Ankara’nın iletişim ve ulaşım yönünden uygun olması.

 

Son Osmanlı Meb’usan Meclisi

·  İşgal güçleri seçimlerden saltanat yanlılarının ço­ğunluk olarak çıkacağını zannettiğinden dolayı seçimlere pek müdahale etmediler. Fakat Kasım 1919’da yapılan seçimlerden milli mücadele taraf­tarlarının çoğunluk olarak çıkması işgalcilerin Ana­dolu hareketini hâlâ anlayamadığını gösterdi.

·  İşgal­ciler padişahın kontrolünde toplanacak olan bir meclisten kendi aleyhlerine bir kararın çıkmayacağını zannettiklerinden dolayı meclisin açılma­sın da karışmadılar.

·  Meclisin Misak-ı Milli kararla­rını alması ise işgalcilerin Anadolu hareketini anla­yamadığını bir defa daha gösterdi.

·  Padişah meclisin İstanbul dışında toplanmasını, meclisin kendi kontrolünden çıkmasından dolayı, uygun görmüyordu. Meclisin İstanbul dışında top­lanmasını anayasaya uygun olmayışı ise padişaha bu konuda dayanak oluyordu.

·  Mustafa Kemal ise işgal altındaki İstanbul’da,  padişah başkanlığında toplanacak olan bir mecliste milli mücadele adına sağlıklı kararların çıkmayaca­ğını tahmin ediyor ve meclisin Anadolu’da toplan­masını istiyordu.

·  Mustafa Kemal, meclisten sağlıklı kararlar çıktığı takdirde milli mücadelenin yasallaşacağına inanı­yordu. Fakat her şeye rağmen Mustafa Kemal bu meclisin kurtuluşu gerçekleştiremeyeceğini biliyor ve bu durumu milletin de görmesini istiyordu.

·  Bu açıdan meclisin İstanbul’da toplanması ve Misak-ı Milli kararlarından dolayı İstanbul’un işgal edilerek meclisin dağıtılması olumlu oldu.

·  Erzurum mebusu seçilen Mustafa Kemal, güvenlik meselesinden dolayı İstanbul’da toplanan meclise katılmadı.

 

Mustafa Kemal’in İstanbul’a gönderdiği Me­bus Arkadaşlarından İstekleri:

1.Mecliste Milli Mücadeleci’lerin birlikte hareket etmesini sağlayacak olan bir Müdafaa-i Hukuk grubu oluşsun.

Açıklama: Mecliste müdafaa-i hukuk grubu bazı mebusların çekimser davranmasından dolayı kuru­lamayıp; bu grubun yerine içinde saltanat yanlıları­nın da olduğu ve Misak-ı Milli’yi ilan edecek olan Felah-ı Vatan grubu kuruldu.

2.Sivas Kongresi kararları mecliste onaylansın.

Açıklama: Meclis Sivas Kongresinin bağımsız­lıkla ilgili kararlarını onayladı( Misak-ı Milli). Fakat padişah kontrolün­deki mecliste Sivas Kongre­sinin milli egemenlikle ilgili madde­leri tartışma konusu dahi yapılamadı.

 

3.Mustafa Kemal meclise başkan seçilsin.

Açıklama:

1.Mustafa Kemal işgalcilere ve İstanbul otoritesine milli eyle­min gücünü göstermek istiyordu.

2.Meclis dağıtıldığı takdirde, meclis başkanı sıfa­tıyla, meclisi Anadolu’da toplamayı amaçlıyordu.

3.Mustafa Kemal meclise başkan seçilmemiştir. (Bu durum mebusların padişaha ve saltanata bağlı olduklarını gösterir.)

 

Misak-I Milli / Peymân-ı Milli [ Milli Ant] (28 Ocak 1920)

1.Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür bölüne­mez.

Açıklamalar:

1.Bu madde, Erzurum ve Sivas Kongresi’nin de ilk maddesidir.

2.Ülkeyi bölmek isteyenlere karşı bir tepkidir.

3.Kurtarılacak vatanın sınırları belli olmuştur.

 

2. İşgal altındaki Arap topraklarının geleceği bölge halkının vereceği oylara göre belirlenecektir.

3.Kars, Ardahan ve Batum’un geleceğinin belir­lenmesi için halk oylaması yapılacaktır.

4.Batı Trakya’nın geleceğinin belirlenmesi için halk oylaması yapılacaktır.

5.İstanbul ve Marmara Denizi her türlü tehlikeden uzak tutulursa; Boğazların dünya ticaret ve ulaşı­mına açılması mümkündür.

6.Azınlık hakları komşu ülkelerde Müslüman azın­lığa verilen haklar kadar olacaktır.

7.Siyasi, iktisadi ve hukuki gelişmemizi engelleyen sınırlamalar (kapitülasyonlar) kabul edilemez.

 

Misak-ı Milli’nin Önemi:

1.Milli mücadelenin hedefi kesin olarak belli oldu

2.Milli sınırlar meclis onayından geçti

3.Milliyetçilik anlayışının yerleştiği görüldü

4.Meclis kapitülasyonlara ilk ciddi tepkiyi gösterdi.

5.Milli mücadele için meclisin desteği alındı

6.Kurtarılacak vatan belli oldu

7.Türk halkının temel hakları dile getirildi.

8.Ulusal devlet anlayışı kabul edildi

9.Alınan kararlar Turancılığın benimsenmediğini gösterdi

10.Ümmetçiliğin yerini ulusçuluk aldı

11.Mustafa Kemal’in askerlik hakları iade edildi

12.Misak-ı Milliyi öfkeyle karşılayan İtilaf Dev­letleri İstanbul’u resmen işgal etti.

13.Tam bağımsızlık ilkesi benimsendi

 

Açıklamalar:

1.Misak-ı Milli’de hedefler belirlendiği halde; he­deflere gidilecek yolun belirtilmemesi Mustafa Kemal’e hareket serbestliği verdi.

2.Misak-ı Milli kararları Wilson Prensipleri ile çelişmez.

3.Misak-ı Milli’de Osmanlı borçlarının ödenmesine de değinil­miştir.

4.Ulusal egemenlikten bahsedilmedi

5.Misak-ı Milli, Lozan Konferansı’nda bütün dün­yaca kabul edildi.

6.Sınırların belirlenmesinde Mondros Mütarekesi­nin imzalandığı anda işgal edilmeyen yerler ve Türkle­rin çoğunlukta olduğu bölgeler ölçü alındı.

7.Misak-ı Milli, ilk defa Londra Konferansı’nda dün­yaya duyu­ruldu.   

 

İstanbul’un Resmen İşgali (16 Mart 1920)

Osmanlı Meb’usan Meclisi’nin Dağıtılması

Sebepleri:

1.Meclis-i Meb’usan’ın Misak-ı Milli’yi ilan etmesi

2.Mustafa Kemal’in otoritesini kırmak

3.Milli mücadeleyi Türk halkının gözünde kötü göstermek

4.Pan-islamist eğilimlerin ve giderek güçlenen Bol­şevik yayılmacılığın İngiltere’nin bölgesel çıkarla­rını tehdit edecek duruma gelmesi

 

Sonuçları:

1.Osmanlı Meclisi dağıtıldı

2.Damat Ferit Paşa tekrar hükümet başkanı oldu

3.İstanbul’daki Türkler de kurtuluş adına İstan­bul’da ümit kalmadığını görünce Anadolu’ya geçti

4.Damat Ferit Paşanın tekrar yönetime getirilmesi halkı İstanbul hükümetinden soğuttu

5.TBMM’nin açılışına zemin hazırlandı

6.Padişah tutuklu duruma düştüğünden dolayı; Mustafa Kemal’e padişah adına söz söyleme imkanı doğdu

7.Türk halkı, güvendikleri İngilizlerin, çirkin yüzü-nü gördü.

8.İngilizler Osmanlı meclisine saldırmakla milli iradeye ve demokrasiye karşı olan saygısızlıklarını gösterdiler

9.Bazı mebuslar sürgün edildi, bazı mebuslar tu­tuklandı; bazıları ise Anadolu’ya kaçtı.

10.İstanbul’dan Anadolu’ya göç başladı

11.Mustafa Kemal’in meclisin İstanbul’da toplan­mamasını isteme haklılığı ortaya çıktı.

 

İşgalciler halkın kendilerine karşı tepkisini önle­mek ve işgalden Milli Mücadelecileri sorumlu tut­mak için şu genelgeyi yayınladılar:

1.İşgal geçicidir

2.Saltanatın devamını ve güçlenmesini istemekteyiz

3.Anadolu’da işgal devletlerinin isteklerine muhale­fet edildiği takdirde; İstanbul da Türklerin elinden alınacaktır.

4.İstanbul’dan verilecek emirlere uyulmalıdır.

 

Mustafa Kemal’in İşgale Tepkisi:

1.İşgalciler kınandı

2.İstanbul ile ilişkiler kesildi

3.Anadolu’daki bazı işgalci subaylar, Malta’ya sürgün edilen Türk mebuslarına karşılık tutuklandı

4.Osmanlı’nın Anadolu’daki gelir kaynaklarına el kondu

5.İşgalcilerin sevkiyat yaptıkları Ulukışla-Geyve Demiryolu işlemez hale getirildi.

Not: İstanbul’un işgal edildiğini Anadolu’ya Telgrafçı Hamdi Bey haber vermiştir.

                 

Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin Açılması

Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin Kurulması

TBMM’nin Açılış Amaçları:

1.Milli iradeyi egemen kılmak

2.Ulusal güçleri bir arada tutmak

3.Bağımsızlığı sağlamak

4.Bağımsızlı ve egemenliği sağlayacak otorite ve gücü oluşturmak

TBMM’ye öncelikle, işgal dolayısıyla İstan­bul’dan kaçıp gelen mebuslar kabul edilerek; meclis Meclis-i Meb’usan’ın devamı gibi gösterilmiştir.

 

Mustafa Kemal’in Meclisin Çalışma Şartlarını Belirlemek İçin Meclise Sunduğu Öneri:

1.TBMM’nin fevkinde hiç bir güç yoktur.

Açıklama:

1.TBMM bütün güçlerin üzerinde kabul edilmiştir.

2.İstanbul’daki otorite meclis otoritesinin altında kabul edilmiş­tir.

2.Hükümet kurmak gereklidir.

Açıklama:

1.Bu madde meclisin kuruculuk yönünü gösterir

 

3.Geçici olduğu bildirilerek bir hükümet başkanı tanımak; ya da padişah vekili çıkarmak doğru de-ğildir.

Açıklama:

1.Bu madde açılan meclisin daimi olduğunu vurgu­lamaktadır.

 

4.Mecliste yoğunlaşan ulusal iradenin yurdun alın yazısına doğrudan doğruya el koymasını kabul et-mek temel ilkedir.

5.Yasama ve yürütme TBMM’ye aittir.

Açıklama:

1.18 Eylül 1920’de kurulan İstiklal Mahkemeleri­nin üyeleri de milletvekillerinden oluştuğundan dolayı yargı da meclisin eline geçmiştir.

2.Yasam, yürütme ve yargının mecliste toplanma­sına güçler birliği ilkesi denilir.

3.Güçler birliği ilkesi olağan üstü durumdan dolayı kabul edil­miştir. Hızlı karar alınıp; alınan kararların hızlı uygulanması amaçlanmıştır.

4.Güçler birliği ilkesi demokrasiye uygun değildir. Demokrasiye uygun olan kuvvetler ayrılığı ilkesi 1961 Anayasası ile kabul edilmiştir.

 

6.Meclisten seçilecek bir kurul meclis adına hükümet işlerine bakar. Oluşturulan bu İcra Vekilleri Heyetinin başkanı meclisin de başkanıdır.

Açıklama:

1.Kurulan bu sisteme meclis hükümeti sistemi deni­lir. Bu sis­temde bakanlar meclisten tek tek seçilir.

2.Meclis hükümeti sisteminde hükümet üyeleri meclisten tek tek seçildiğinden dolayı hükümetin kurulması gecikir; dolayısıyla da yürütme olumsuz etkilenirdi.

3.Meclis hükümeti sistemi cumhuriyet ilan edilene kadar devam etmiştir.

4.Saltanat devam ettiğinden dolayı devlet başkan­lığı kurumu oluşturulamamıştır. Meclis başkanlığı ile hükümet başkanlığı aynı kişide toplanmıştır.

 

7.Padişah ve halife baskı ve zordan kurtulduğu zaman, meclisin düzenleyeceği yasal ilkeler doğrultu­sunda yerini alır.

Açıklama:

1.Birliğe ihtiyaç duyulan bu dönemde padişahlık ve halifelik kurumunun açıkça karşısına geçilmemiştir.

2.Bu madde ileride saltanat ve halifeliğin kaldırıla­bileceğini göstermektedir. Çünkü padişah ve halife­nin durumunu meclisin belirleyeceği dile getiril­miştir.

Not: Bu önerge Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edilene kadar meclisin çalışma şartlarını belirlemiştir.

 

TBMM’nin Açılmasının Önemi:

1.Milli egemenlik ilkesi kurumlaştı

2.Halkçı, ulusçu ve demokratik bir Türk devleti oluştu

3.Temsil heyetinin görevi sona erdi

4.Ulusal örgütlenme tamamlandı

 

TBMM’nin Özellikleri:

1.İhtilalcidir; İstanbul’daki otoriteye rağmen mec­lis açılmış, yeni bir devlet oluşturulup; hıyanet-i vata­niye gibi kanunlar çıkarılmıştır.

2.Kurucudur; yeni bir hükümet ve yeni bir devlet ortaya çıkarılmış; bir devlet için gerekli olan ka­nunlar ve anayasa hazırlanmıştır.

3.Halkçı, demokratik ve ulusçudur.

4.Milli egemenlik ilkesi temel ilkedir.

5.Güçler birliği ilkesi kabul edilmiştir

6.İstiklal mahkemelerini kurmakla yargı gücünü ortaya koymuştur.

7.Kurtarıcı bir meclistir.

8.Meclis hükümeti sistemi kabul edilmiştir.

9.İlk meclisteki vekiller arasında fikir birliği yok­tur. Misak-ı Milli (bağımsızlık) birleştikleri tek fikirdir. Meclisin bu özelliğinden dolayı da bu mec­lis inkılâpları yapmaya uygun değildir. Saltanatı kaldır­ması, bu meclisin inkılâpçı olduğunu göster­mez. Çünkü saltanatın kaldırılması Lozan öncesinin olağan üstü durumundan kaynaklanmıştır.

10.İlk ilişkilerini Rusya ile kurdu ve ilk elçisini Rusya’ya gönderdi.

11.30 Nisan 1920’de varlığını dünya devletlerine duyurdu.

 

TBMM’nin Otoritesini Artırma Çalışmaları:

1.İstanbul hükümetinin çalışmaları yok sayıldı

2.Otoriteyi artırıcı tedbirler alındı

3.Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı

4.İstiklal mahkemeleri kuruldu

5.İsyanlar bastırıldı

6.Anayasa ilan edildi

 

TBMM’nin Birliği Sağlama ve Devam Ettirme Çalışmaları:

1.Devrimler savaş sonrasına bırakıldı

2.Meclis-i Meb’usan’ın üyeleri TBMM’ye kabul edildi

3.Kurulan devletin yeni bir cumhuriyet olduğu açıkça ifade edilmedi

4.Güçler birliği ilkesi kabul edildi

5.Padişah ve halifeye karşı, savaş bitene kadar açıkça tavır takınılmadı

I. Meclis 23 Nisan 1920 ile 1 Nisan 1923 tarihleri arasında çalışmıştır.

11 Ağustos 1923’de ise II. Meclis çalışmalarına başlamıştır.

 

Yeni Türk Devleti’nin İlk Anayasası (20 Ocak 1921)

Anayasa: Bir devletin en temel kanunudur.

Devletin yönetim şeklini, hak ve sorumlukları tespit eder.

 

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu

Teşkilat-ı Esasiye’nin Yapısı:

1.Gerekli görüldüğünde Kânun-i Esâsi’nin uygu­lanması uygun görülmüştür.

2.Yasama, yürütme ve yargı meclise aittir.

3.Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

4.TBMM süre dolmadan seçimleri yenileyebilir.

5.Savaşa ve barışa TBMM karar verir.

6.Şer’i hükümlerin yürürlüğünü TBMM yapar.

7.Bakanlar meclis tarafından seçilir.

8.Vekiller iki yılda bir seçilir.

9.TBMM başkanı icra vekilleri heyetinin de başka­nıdır.

 

Teşkilat-ı Esasiye’nin Özellikleri:

1.Olağan üstü durum için hazırlandığından dolayı geniş kapsamlı değildir.

2.Milli Egemenliği yansıtan ilk siyasi belgedir. 

3.Temel hak ve hürriyetlere yer verilmemiştir.

4.23 madde bir ek bölümden oluşur.

5.Yeni devlete işlerlik kazandırdı. 

6.Laik bir anayasa değildir.

7.Kuvvet ve yetkinin kaynağı millettir.

8.Meclisin üstünde güç yoktur.

9.En önemli değişikliğini cumhuriyetin ilanı ile gördü.

10.Yeni devletin kurulduğunu belgeledi.

11.TBMM’nin meşruluğunu tanıttı.

12.Amasya Genelgesinden itibaren oluşan ruh resmi hüviyet kazandı.

13.Meclis hükümeti sistemi benimsendi.

14.Milli egemenlik ilkesi yasallaştı.

 

Teşkilat-ı Esasiye’nin Geç İlan Edilme Sebepleri:

1.Kânun-i Esâsi’nin varlığı.

2.TBMM’nin kendisini tam olarak ispatlayama­ması.

3.Yeni bir anayasanın kabulü yeni bir devletin oluştuğunu gösterir ki bu da birliği zedeleyebilirdi.

 

Büyük Millet Meclisi’ne Karşı Ayaklanmalar

Sebepleri:

1.İşgal devletlerinin işgallerini yerleştirmek iste­mesi

2.Osmanlı yönetiminin Mustafa Kemal ve arka­daşlarını etkisiz duruma getirmek istemesi

3.TBMM’nin halktan yeni fedakârlıklar istemesi

4.İtilaf devletlerinin milli mücadeleyi iç karışık­lıklarla yıpratmak istemesi

5.Osmanlı ordusunun terhis edilmiş olmasından dolayı asayişsizlik olması

6.Bazı Kuva-yı Milliye’cilerin tutarsız davranışları

7.Bazı milli mücadelecilerin tutarsız davranışları

8.Milli mücadele politikasının bazı çıkar çevrele­rini rahatsız etmesi

9.Kürtçülük düşüncesi ve Kürtlerin kışkırtılması

10.Azınlıkların emelleri

11.Bazı Kuva-yı Milliye’cilerin düzenli ordunun em­rine girmek istemeyişi

1. İstanbul Hükümeti’nce Çıkarılan Ayaklanmalar

Kuva-yı İnzibatiye  (Halifelik Ordusu)

Sebepleri:

1.İngilizlerin, milli mücadelecileri Boğazlar çev­resine yanaştırmak istememesi

2.İstanbul yönetiminin duyduğu tedirginlikler

Halifelik ordusu denilen isyancı birliğini Süleyman Şefik İngilizlerin istek ve desteği ile hazır­ladı. Birliğin oluşturulmasında genellikle Enver Paşa’nın ordudan tasfiye ettiği eski subaylar kul­lanıldı.

Özellikleri:

1.İsyan Adapazarı civarında başladı

2.Çerkez Ethem ve Refet Bele tarafından bastı­rıldı

3.İsyanın bastırılması sonucunda Kuva-yı İnziba­tiye birliğinin çoğu milli mücadele saflarına geçti

Açıklama: Ahmet Anzavur ve Kuva-yı İnziba­tiye İsyan­larının başarısız olması İngilizlere; İs­tanbul hükümetinin isyan düzenleme konusunda başarı­sız olduğunu gösterdi ki bundan sonra İn­gilizler kendileri isyan düzenlettirmeye başladılar.

Not: 28 Nisan 1920’de Anadolu’da, padişah adına, asayiş sağlamak için Anadolu Fevkalade Müfettişliği kuruldu.

 

Ahmet Anzavur Ayaklanması:

Sebep:

1.İngilizlerin, milli mücadelecileri Çanakkale Bo­ğazı çevresine yanaştırmak istemeyişi

2.İstanbul yönetiminin milli mücadeleden duy­duğu tedirginlik.

Özellikleri:

1.İsyan Marmara’nın güneyinde Susurluk civa­rında çıkmıştır.

2.Milli mücadelecilere karşı bölgedeki Çerkezler kışkırtıldı

3.İsyan TBMM açılmadan önce başladı

4.Saltanat yanlısı bir isyandır

5.İsyan önce Çerkez Ethem tarafından bastırıl­dıysa da; Ahmet Anzavur tekrar isyan çıkardı. Bu isyanı ise Ali Fuat Cebesoy 20 Mayıs 1920’de ke­sin olarak bastırdı.

 

2. İstanbul Yönetimi ve İşgalcilerce Çıkarılan İsyanlar

Bozkır-Zeynelabidin İsyanı (27 Eylül - 4 Ekim 1919)

1.Milli mücadeleye karşı çıkan ilk isyandır

2.Padişah taraftarı bir isyandır

3.Konya havalisinde çıkmıştır.

 

Bolu-Düzce Ayaklanması:

1.12 Nisan 1920’de başladı

2.Çerkez Ethem tarafından bastırıldı

 

3.Çapanoğulları İsyanı

(15 Mayıs-27 Ağustos 1920)

 Özellikleri:

1.Yozgat, Çorum ve Tokat havalisinde etkili oldu

2.Bölgedeki Aleviler de kullanılmak istendi

3.Çerkez Ethem tarafından bastırıldı

 

4.Delibaş Mehmet-Konya İsyanı (2 Ekim-15 Ka­sım 1920)

Özellikleri:

1.Halifelik taraftarı bir isyandır

2.Konya ve Isparta’da etkili oldu

3.İsyanın çıkarılmasında İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar etkili oldu

4.Milli kuvvetler karşısında tutunamayan Delibaş Mehmet önce Fransızlara sonra Yunanlılara sığın­mıştır.

 

5.Cemil Çeto İsyanı (17 Haziran 1920):

Özellikleri:

1.Kürtçü bir isyandır.

6.Milli Aşireti İsyanı (8 Haziran 1920):

Özellikleri:

1.Kürtçü bir isyandır

2.Fransızlardan destek almıştır

7.Koçgiri Ayaklanması:

Özellikleri:

1.Kürtçü bir isyandır

2.Kemah ve Divriği’de etkili oldu

3.Bu isyanı II. İnönü Savaşı döneminde kurulmuş olan merkez ordusu bastırdı

 

8.Ali Batı İsyanı (11 Mayıs -18 Ağustos 1919):

Özelikleri:

1.Kürtçü bir isyandır

2.Diyarbakır’da etkili oldu

3.Ali Batı çatışma esnasında öldürüldü

 

9.Çopur Musa Ayaklanması:

Özellikleri:

1.İsyan Afyon’da çıktı

2.İsyanın çıkmasında Yunanlıların kışkırtmaları da etkili oldu

3.İsyan Refet Bele tarafından bastırıldı

 

3. Kuva-yı Milliye’cilerin Çıkardığı Ayaklanmalar

Demirci Mehmet Efe Ayaklanması:

Özellikleri:

1.Yunanlılara karşı başarılı mücadeleler vermiş olan Mehmet Efe, düzenli ordu kurulurken ilk gün­lerde düzenli ordunun emrine girmek istemedi

2.Demirci Mehmet Efe ikna edildi ve efeleriyle birlikte düzenli ordunun emrine alındı.

 

Çerkez Ethem Ayaklanması:

Özellikleri:

1.Yunanlılara karşı başarılı mücadeleler veren ve isyanların bastırılmasında büyük katkıları olan Çerkez Ethem düzenli ordunun emrine girmeyerek isyan etmiştir.

2.Çerkez Ethem, düzenli orduya karşı girdiği müca­delede başarılı olamayınca; 5 Ocak 1921’de Yu­nanlılara sığınmış; Çerkez Ethem’e bağlı birlikler ise 20 Ocak 1921’de düzenli ordunun emrine gir­miştir.

 

4. Azınlıkların Çıkardığı İsyanlar

Sebepleri:

1.Osmanlı’dan toprak koparma düşüncesi

2.Emellerinin olduğu bölgelerde çoğunluk olma düşüncesi ile, Türk milletini yıldırarak, bölgeden kaçırma

3.İşlerini kolaylaştırma düşüncesi ile işgallere ze­min hazırlama

4.İşgal devletlerinin kışkırtmaları

Ermeni isyanları Gümrü ve Ankara Antlaşmaları ile bitirilirken; Karadeniz’deki Rum isyanları Şubat 1923’e kadar devam etti.

 

TBMM’nin İsyanlara Karşı Aldığı Önlem­ler:

1.İstanbul ile ilişkiler kesildi

2.İstanbul hükümetinin icraatları yok sayıldı

3.İstanbul’un halkı milli mücadelecilere karşı kış­kırtmak için yayınladığı fetvalara karşı; Ankara müftüsü Rıfat Börekçi fetva yayınladı

4.Damat Ferit Paşa vatan haini kabul edildi

5.29 Nisan 1920’de Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıka­rıldı

6.18 Eylül 1920’de İstiklal Mahkemeleri kuruldu

7.İsyanlara karşı Kuva-yı Milliye’, merkez ordusu ve düzenli ordu kullanıldı

 

İsyanların Sonuçları:

1.Anadolu daha fazla işgal altında kaldı

2.Milli mücadelenin başarıya ulaşması gecikti

3.Yunanlılar Anadolu’da daha fazla ilerledi

4.Kardeşkanı akıtıldı

5.Anadolu birliği zedelendi

6.Ekonomik zayiatlar oldu

7.İsyanları bastıran TBMM’nin otoritesi arttı

 

Açıklamalar:

1.İsyanları kışkırtanlar ve çıkaranlar kutsal değer­leri kullandılar

2.Padişaha bağlılık, milli mücadeleyi halka kötü gös­terdi

3.Asker kaçaklarının bir kısmı isyanların insan gücünü oluşturdu

4.Yunan ordusu dahî bazı dönemlerde halifelik ordusu olarak tanıtıldı

5.İsyanların bastırılmasında TBMM’nin güçler birliği ilkesi etkili oldu

6.TBMM’ye karşı çıkarılan isyanlarda İstanbul yönetimi Milli Egemenliği; İşgalciler Milli Bağım­sızlığı hedef almıştır.

7.Milli Aşireti TBMM açılana kadar milli mücadele taraftarıydı

8.Mayıs 1919’da başlayan isyanlar 1921 yılı sonla­rına kadar devam etti.

                         

Sevr Barış Antlaşması (10 Ağustos 1920)

Antlaşmanın Geç İmzalanmasının Sebepleri:

1.Mondros Mütarekesinin kalıcı hükümler içer­mesi.

2.Osmanlı’yı paylaşmak isteyen devletlerin çıkar çatışmasına girmesi

3.İşgalcilerin iç isyanlar ve Yunan işgalinin sonu­cunu beklemesi

4.Kurtuluş Savaşının başlamış olması

5.Yunanlıların İzmir’i işgal etmesinin paylaşım planlarını değiştirmesi.

 

·  İtilaf devletlerine göre Osmanlı ile imzalanacak olan antlaşma, Türk halkını kısmen rahatlatır ve Mustafa Kemal’den koparırdı.

 

·  Yunan güçleri, 22 Haziran 1920’de, imzalanacak olan antlaşmanın kabulüne zemin hazırlamak için, Milne Hattını aşarak; Bursa-Uşak çizgisinde harekete geçti. Yunanlılar 20 Temmuz 1920’de Doğu Trakya’yı işgal ettiler.

·  3 Kasım 1919’da İngilizler tarafından Yunanlıların güvenliğinin sağlanması ve Yunan işgalinin yerleşmesi için, İzmir, Aydın, Ma­nisa’nın bir kısmı, Soma ve Ayvalık’ın bir kısmını Yunan işgali altında bırakacak şekilde çizilen ve Yunanlıların ve Kuva-yı Milliye’nin karşılıklı olarak geçmesi yasaklanan hatta Milne Hattı denilir.

·  Bu gelişmeler üzerine Saltanat Şurası meseleyi görüşmek üzere 22 Temmuz 1920’de toplandı. Yapılan şurada Rıza Paşa hariç tüm üyeler Sevr Antlaşması’nın imzalanması yönünde kararını bildirdi. Saltanat Şurası’nın Sevr Antlaşması’nı imzalamak istemesinde Bursa ve Doğu Trakya’nın işgal edil­mesi etkili oldu.

·  Antlaşmanın maddelerini hafifletmek için Damat Ferit Paşa Fransa’daki Sevr kasabasına gittiyse de etkili olamadı.

·  Sevr Antlaşması’nı imzalamak için Rıza Tevfik, Reşat Halis ve Hadi Paşa’dan oluşan grup Fransa’ya gönderildi.

·  İşgalci devletler Sevr Antlaşması’nın imzalanması ile Şark Meselesinin hallolacağına inanıyordu.

·  TBMM, Sevr Antlaşmasını tanımadığı gibi; 19 Ağustos 1920’de aldığı kararla, antlaşmayı imzala­yanları vatan haini kabul etti. Türk milletinin bu antlaşmaya cevabı ise kurtuluş savaşı oldu. Halk bu durum karşısında milli mücadelenin gereğini daha iyi anladı.

·  Padişah, Sevr Antlaşması’nın imzalanmasını kabul etmekle hukuka ve milli iradeye aykırı davranmış­tır. Çünkü Kânun-i Esâsi’ye göre bir antlaşmanın imzalanabilmesi için Meclis-i Me’busan’ın onayının alınması gerekir.

·  Sevr Antlaşması bu yönüyle hu­kuka aykırı olduğu gibi; Meclis-i Me’busan’ın aldığı Misak-ı Milli kararları ile çeliştiği için milli ira­deye de aykırıdır.

·  Türklerin çoğunlukta olduğu Ana­dolu’yu böldüğü için evrensel beyannamelere de (Fransız İhtilali’nin yaydığı fikirler ve Wilson Prensipleri) aykırıdır.

 

Sevr Antlaşması’nın İçeriği:

1.Osmanlı ülkesi; Giresun, Ordu, Samsun, Tokat, Çorum, Amasya, Sinop, Kastamonu, Çankırı, An­kara, Eskişehir, Bolu, Zonguldak, Bilecik, İstanbul ve Kayseri’nin doğusu ile sınırlı kalıyordu.

2. Boğazlar, her zaman bütün devletlerin gemilerine açık tutulacak; Türklerin hiç bir etkisinin bulunma­dığı, kendine has polis gücü, bütçesi ve bayrağı olan bir komisyon tarafından yönetilecek. (İlk defa boğazların yönetimi için komisyon kurulması ka­rarı verilmiştir. Bu madde İstanbul’u güvenliksiz hale getirmiştir).

3.Midye-Büyük Çekmece hattının batısı ve İzmir dâhil Batı Anadolu Yunanistan’a verilecek

4.Doğu Anadolu’da sınırları Wilson tarafından çizilecek ve Karadeniz ile Akdeniz’e çıkışı olan bir Ermeni devleti kurulacaktır.

5.Doğu Anadolu’da bir Kürt devleti kurulacaktır.

6.Antalya ve Konya havalisi İç Batı Anadolu’nun içlerine kadar İtalyanlara verilecektir.

7.Mardin, Urfa, Antep, Adana, Malatya ve Sivas dolaylarını birleştiren bölge ve Suriye Fransa’ya verilecektir.

8.Hicaz hariç olmak üzere Arabistan ve Musul İngiltere’ye verilecektir.

9.Rodos ve On İki Ada İtalya’ya; Ege Adaları Yu­nanistan’a verilecektir.

10. Brest-Litovsk Antlaşması tanınmayacaktır.

11.Osmanlı ordusunun mevcudu 50.700’ü geçme­yecek; askerlik mecburi olmaktan çıkarılacak, deniz gücü 13 ufak gemiyi geçmeyecek, orduda tank, ağır makineli tüfek, top ve uçak bulunmayacaktır.

12.Osmanlı maliyesini işgalcilerin oluşturacağı bir komisyon düzenleyecektir.

13.Kapitülasyonlar genişletilerek bütün devletlere verilecektir.

14.Azınlık hakları artırılacak; azınlık haklarının garantisi için bir komisyon kurulacaktır.

15.Osmanlı savaş tazminatı ödeyecektir.

 

Antlaşmanın Önemi:

1.Osmanlı Devleti sömürge durumuna getirildi

2.İşgalciler şark meselesini hallettiklerine inandı

3.Halkın direnme gücü kamçılandı

4.Türk milleti İstanbul yönetimine ve İngilizlerle güvenilemeyeceğini bir defa daha anladı.

5.Azınlıklar emellerine ulaştığını zannetti.

 

Açıklamalar:

1.Osmanlı yönetimine göre Sevr Antlaşması tama­men yok olmaktan daha iyiydi

2.Bu antlaşma Ayestefanos Antlaşması gibi geçer­siz ve uygu­lanmayan bir antlaşmadır.

 

Sevr Barış Antlaşması’na Karşı Tepkiler

·  TBMM, Sevr Antlaşması daha imzalanmadan Türk topraklarının parçalanmasına razı olmayacağını tüm dünyaya ila etti.

·  TBMM’nin amacı; Misak-ı Milli’yi kabul ettirmekti.

·  TBMM, 19 Ağustos 1920’de Sevr Antlaşması’nı imzalayanları ve onaylayanları vatan haini olarak kabul ettiğini duyurdu.

·  Sevr Antlaşması, Türk milletini umutsuzluğa sürüklemedi. Aksine azim ve karalılığını artırdı.

 

 

Düzenli Ordu’nun Kurulması

·  İzmir’in işgalinden sonra Kuva-yı Milliye birlikleri Ayvalık, Bergama, Soma, Akhisar, Salihli, Nazilli ve Aydın’da Yunanlılara karşı başarılı mücadeleler vermiştir.

·  Kuva-yı Milliye düşmanı oylayabiliyor fakat düş­manı yurttan atacak şekilde karşı taarruza geçemiyordu. Bu durumu bilen Mustafa Kemal, düzenli ordunun kurulmasının şart olduğuna inanıyor; fakat bu düşüncesini meclise kabul ettiremiyordu.

·  22 Haziran 1920’de başlayan Yunan Taarruzu Gediz muharebelerinde Kuva-yı Milliye’nin mağlubiyetine sebep oldu. Kuva-yı Milliye’nin komutanı olan Ali Fuat Cebesoy mağlubiyete Kuva-yı Milliye’nin disiplinsizlik ve düzensizliğini sebep gösterir­ken; Kuva-yı Milliye’ciler de mağlubiyetin sebebi olarak Ali Fuat Cebesoy’un başarısızlığını ileri sürüyor­lardı.

·  Gediz muharebeleri, Mustafa Kemal’in dü­zenli ordu konusundaki düşüncelerini haklı çıkar­mış ve bunun üzerine 8 Kasım 1920’de yapılan meclis toplantısı sonucunda Ali Fuat Cebesoy’un Moskova büyük elçiliğine tayin edilmesine ve dü­zenli ordunun kurulmasına karar verilmiştir.

·  Batı Cephesi’nde düzenli orduyu kurmakla İsmet İnönü görevlendirildi. Cephenin güneyi ise Refet Bele’nin komutasına verildi.

·  27 Aralık 1920’de düzenli ordunun kurulması kararlaştırıldı

 

Düzenli Ordunun Kurulma Sebepleri:

1.Halk ile Kuvay-ı Milliye birliklerinin karşı karşıya gelmeye başlaması

2.Yunan ilerleyişinin durdurulamayışı

3.Kuvay-ı Milliye’nin merkezi otoriteden yoksun oluşu

4.Kuvay-ı Milliye’nin bölgesel amaçlı olması

 

Düzenli Ordunun Özellikleri:

1.Kurtuluş savaşında sadece Yunanlılara karşı sa­vaştı

2.TBMM’ye karşı oluşan bazı isyanları bastırdı

3.Tekâlif-i Milliye Emirleri’nin uygulanması sonu­cunda taarruz gücüne ulaştı

4.I. İnönü Muharebesi ilk savaşı ve ilk başarısıdır.

5.Eskişehir-Kütahya Muharebeleri tek başarısızlığı­dır.

Muharebeler ve Sonuçları

Ermeni Meselesi ve Ermenilerle Savaş

 

Birinci Dünya Savaşı’na Kadar Ermeni Meselesi

·  Ermeniler Osmanlı ülkesinde rahat bir şekilde yaşıyordu. Osmanlı Devletinde bakanlık ve yargıç­lık yapan Ermeniler dahi vardı. Van, Bitlis, Diyar­bakır, Tokat ve İstanbul yoğun olarak yerleştikleri yerlerdi. Osmanlı ülkesinin her yerine istedikleri gibi yayılmışlardı.

·  Fatih zamanında İstanbul’da Ermeni patrikhanesi kurulmuştur. Tanzimat döneminde Fransızlar Katoliklerin; İngilizler Protestanların koruyuculuğunu yaparken; Ruslar da Ortodoksların ve Ermenilerin koruyucu­luğunu yapıyordu.

·  Osmanlılar, Ermenilere, devlete bağlılıklarından dolayı millet-i sâdıka diyordu. XIX. yüzyılda birçok ayaklanma olurken; Ermeniler bu ayaklanma­lardan pek etkilenmemiştir. Doğu Anadolu’da karı­şıklıklar çıkararak, bu bölgeden güneye inmeyi planlayan Rusya, Ayestefanos Antlaşması’ndan itibaren Ermeni meselesini gündeme getirmiştir. Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurdurarak Rusya’nın güneye inmesini önlemek isteyen İngil­tere ise Berlin Konferansı’nda Ermeni meselesini gündeme getirdi. Böylece Ermeni meselesi İngiltere ile Rusya’nın meselesi olarak ortaya çıktı.

·  Rusya ve İngiltere’nin kışkırtmaları sonucunda XIX. yüzyılın sonlarında Ermeniler arasında da milliyetçilik çalışmaları görülmeye başladı. Ermeniler teşkilatlanmak için Hınçak (1887) ve Taşnak-Sütyun (1890) cemiyetlerini kurdular.

·  Osmanlı ülkesinde en son isyan eden azınlık olan ve hiç bir bölgede yeterli çoğunluğu olmayan Er­menilerin, Osmanlı ülkesinde isyanlar çıkararak başarıya ulaşmaları mümkün değildi.

·  Ermeniler 20. yüzyılın başlarında Osmanlı Ban­kası’nı bastılar,

·  1904’de Sason İsyanı’nı;

·  1914’de Zeytun İsyanı’nı çıkardılar. 

·  II. Abdülhamit’e suikast düzenlediler.

 

Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeni Meselesi

·  Birinci Dünya Savaşı esnasında Ruslar, tarafından kul­lanılan Ermeniler, yıllarca birlikte yaşadıkları Türklere saldırmaktan çekinmediler.

·  Osmanlı Dev­leti, Doğu Anadolu’da Türklerle Ermeniler arasında olayların çıkmaması için Ermenileri 14 Mayıs 1915’de çıkardığı Sevk ve İskan Kanunu ile Suriye bölge­sine göç ettirdi.

·  Brest-Litovsk Antlaşması ile Rusya I. Dünya Sa­vaşı’ndan çekilince; İngilizler Batum petrol bölge­sinde etkili olabilmek ve Osmanlı ile Rusya ara­sında tampon bölge oluşturmak için Gümrü civa­rında Ermenilere devlet kurdurdu (28 Mayıs 1918).

·  Paris Konferansı’nda, Doğu Anadolu’da, Ermeni devletinin kurulması kabul edildi. Mondros Müta­rekesi’nin İngilizce metninde Doğu illerine Ermeni vilayetleri denmesi de İngilizlerin Ermenilerle ilgili düşüncesini, daha Paris Konferansı’ndan önce ortaya koyuyordu.

·  Doğu Anadolu’da kurulacak olan Ermeni devleti­nin mandaterliği Paris Konferansı esnasında ABD’ye verilmiştir. ABD Ermeni mandaterliğinden Aralık 1919’da oluşturulan Harbord Raporu sonu­cunda vazgeçmiştir. Bu rapor Ermenilerin Doğu Anadolu’da azınlıkta olduğunu, Türklerin mücade­leye hazır olduğunu ve ABD için Doğu Anadolu’ya yönelik olarak alınacak bir mandaterliğin zararlı olacağı belirtiyordu.

 

Kurtuluş Savaşı’nda Ermeni Meselesi

Doğu Anadolu’daki Ermeni olaylarından dolayı Kâzım Karabekir komutanı olduğu XV. Kolordu’yu dağıtmamıştı. Bu kolordunun varlığı Ermeniler için kısmen de olsa caydırıcı bir unsurdu. Bölge, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin çalışmaları sonucu örgütlenmişti.

·  9 Haziran 1920’de Kâzım Karabekir’in, TBMM tarafından, doğu cephesi komutanlığına atanması sonucunda devletin ilk cephesi oluşmuş oldu.

·  28 Ekim 1920’de harekete geçen Türk ordusu karşısında tutunamayacağını anlayan Ermeniler, barış isteyince, 3 Aralık 1920’de Kâzım Karabekir, TBMM adına Ermenilerle Gümrü Antlaşması’nı imzaladı.

Not: 5 Aralık 1920’de Ermenistan, Sov­yet Rusya yönetimine girdiği için Gümrü Antlaş­ması, Ermeni meclisinden geçememiştir. 

 

Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920)

1.Ermeniler, Kars, Gümrü ve Sarıkamış’ı terk ede­cek.

2.Aras Nehri ile Çıldır Gölü arası Türk-Ermeni sınırı olacak.

3.Ermeniler TBMM aleyhine olan antlaşmaları tanımayacaktır.

4.Göç ettirilmiş olan Ermeniler altı ay içinde Tür­kiye’ye geri dönebilecektir.

 

Ermeniler Kars civarından çekilince; Türkiye, Gürcülerle sınır komşusu oldu. Arda­han’ın bir kısmı, Artvin ve Batum Gürcülerin elin­deydi. TBMM’nin verdiği ültimatom (kesin uyarı) sonucunda 23 Şubat 1921’de Gürcüler, Artvin, Ardahan ve Batum’u terk etti (Batum Antlaşması).

 

Gümrü Antlaşması’nın Önemi:

1.Mondros Mütarekesi ile belirlenen sınırlar ilk defa aşılmıştır.

2.TBMM’nin ilk askeri ve siyasi başarısı görüldü.

3.Ermenistan TBMM’yi antlaşma imzalayarak tanı­yan ilk devlet oldu.

4.Misak-ı Milli yönünde ilk adım atıldı.

5.Sevr Antlaşması’na ilk darbe vuruldu.

6.Doğu sınırının belirlenmesi yönünde ilk adım atıldı.

7.Doğudaki güçleri batıya kaydırma imkânı oluştu.

 

 

Güney Cephesi’nde Maraş ve Urfa’nın Kurtarılması,

Antep Savunması

Mondros Mütarekesi’nden sonra İngilizler, 9 Kasım 1918’de İskenderun’u, 17 Aralık 1918’de Antep’i, 22 Şubat 1919’da Maraş’ı ve 24 Mart 1919’da Urfa’yı işgal ettiler.

Fransızlar ise Mersin, Adana, Hatay ve Osma­niye’yi işgal ettiler.

İngilizler petrol bölgelerine karşılık Maraş (30 Ekim 1919), Urfa (30 Ekim 1919) ve Antep’i (5 Kasım 1919) Fransızlara devrettiler.

Fransızlar Suriye ve Mısır’dan getirdikleri Erme­nilere intikam alayları kurdurarak, Ermenileri böl­gedeki Türklere karşı kullandılar. Ermeniler Çuku­rova’da devlet kurmak istediklerinden dolayı Türklere karşı saldırıya geçtiler.

 

Batı Anadolu’da düşmana karşı seçilmiş gerilla güçleri savaş verirken; güney cephesinde kadın, çocuk, ihtiyar olmak üzere halk düşmana karşı topyekûn bir mücadeleye girmiştir. 

Sivas Kongresi’nde, güney cephesinin, gönderile­cek subaylarca düzenlenip halkın düşmana karşı harekete geçirilmesi planlanmıştır.

Fransızlar ile Türk halkı arasında ilk ciddi çarpış­malar, Sütçü İmam’ın harekete geçmesi ile Maraş’ta başlamıştır. Maraş halkı Fransızları 10 Şubat 1920’de Maraş’tan atmayı başardı.

11 Nisan 1920’de ise Urfa halkı Fransızları mem­leketlerinden atmayı başardı.

Şahin Bey mücadelesi ile ünlenen Antep ise bütün gayretlerine rağmen Fransızlara teslim olmak zo­runda kaldı (Şubat 1921).

TBMM daha sonraki yıllarda Maraş’a kahraman; Urfa’ya şanlı; Antep’e ise gazi unvanını vermiştir.

Adana’da ise mücadeleler 20 Ekim 1921’de im­zalanan Ankara Antlaşması’na kadar devam etti.

Açıklama:

Güney cephesi, Ankara Antlaşması ile kapanmış ve Adana ile Antep savaş yapılmadan Fransızlardan geri alın­mıştır.

 

 

Batı Cephesi Muharebeleri

·  Kurtuluş Savaşı’nda Doğu ve Güney cephelerinin dışında asıl ve uzun savaşlar Yunanlılara karşı Batı Cephesi’nde yapıldı.

·  İzmir’i işgal eden Yunanlılara karşı Batı Anadolu’da cepheler oluşturuldu.

·  Düzenli ordunun kurulmasından sonra Yunan ordusuna karşı daha yoğun bir mücadele verildi.

 

Çerkez Ethem Olayı

·  Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ordudan ayrılan Ethem Bey, Yunanlıların İzmir’i işgal etmesi üzerine silahlı mücadeleye başladı.

·  Kendisini Salihli Cephesi Komutanı ilan etti.

·  Emri altındaki insanlara maaş bağladı.

·  Milli Mücadeleye ve TBMM’ye karşı çıkan isyanlarda büyük ölçüde Ethem Bey’in birliklerinden faydalanıldı.

·  Fakat zamanla kendine duyduğu aşırı güven ve düzenli orduya katılmama tavrı bir soruna dönüştü.

·  Bağımsız hareket etmeye başlayan Ethem Bey, düzenli ordunun emrine girmedi.

·  Batı Cephesi komutanı olan İsmet Bey, askeri bir harekâtla Ethem Bey’i ve birliklerini kontrol altına almaya çalıştı.

·  Taraflar arasında çatışmalar yaşandı.

·  Bir süre sonra Ethem Bey can güvenliği sebebiyle yurdu terk ederken, birlikleri de düzenli orduya katıldı.

 

Yunanlıların Anadolu’da İlerleme Sebepleri:

1.Osmanlı ordusunun terhis edilmiş olması

2.Cephede ilk dönemde disiplin olmaması

3.İsyanlardan dolayı Anadolu’da birliğin geç sağ­lanması

4.İngilizlerin Yunanlılara yardım etmesi

5.Mondros Mütarekesi’nin taşıdığı ağır maddelerden dolayı Osmanlı Devleti’nin üzerine düşen sorumlu­luğu yerine getirememesi

 

Paris Konferans’ında, Türkiye’nin mandaterliğinin hiç bir devlet tarafından alınmamasını savunan Fransa; Yunanistan’ın İzmir’i terk etmesini de isti­yordu.

Dünya Müslümanlarından çekinen İngilizler, İs­tanbul’u paylaşım planları içine almamıştır.

Paris Konferansında Kürtlerin mandaterliğini İngilizler kabul etmiştir.

 

Batı Anadolu’da Yunanlılara karşı ilk mücadeleyi Kuva-yı Milliye birlikleri verdi. 1921 yılının başla­rında oluşan düzenli ordu ise ilk savaşını Çerkez Ethem’e karşı vermek zorunda kaldı

8.9 Temmuz 1920’de Bursa işgal edilince meclis kürsüsüne siyah bir örtü çekildi. Bu örtü 6 Eylül 1922’de kaldırılmıştır.

 

Birinci İnönü Savaşı (6-10 Ocak 1921)

Sebepleri:

1.Demir yolu hattından dolayı Yunanlılar Eskişe­hir’i ele geçirmek istiyordu.

2.Yunanlılar, yardım alabilmek için, batılı devlet­lere güçlerini ispatlamak istiyordu.

3.Yunanlılar Çerkez Ethem’in isyanından fayda­lanmak istiyordu.

4.Yunanlılar TBMM’ye Sevr Antlaşmasını kabul ettirmek istiyordu.

 

İsmet İnönü komutasındaki düzenli ordu Yunan­lıları durdurmayı başarmıştır.

 

Birinci İnönü Zaferi’nin Önemi:

1.Düzenli ordu ilk zaferini kazandı.

2.İtilaf devletleri arasında anlaşmazlık yaşandı.

3.İsmet İnönü tuğgeneral rütbesi aldı.

4.TBMM’nin içte ve dışta saygınlığı arttı.

5.Çerkez Ethem isyanı bastırıldı.

6.Afganistan ve SSCB ile dostluk anlaşması imza­landı.

7.İstiklal Marşı’mız kabul edildi (12 Mart 1921).

8.Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edildi.

9.Halkın orduya ve TBMM’ye karşı güveni arttı.

10.Asker toplama işi kolaylaştı.

11.İstanbul hükümeti ve TBMM Londra Konferan­sına davet edildi.

 

 

İstiklal Marşı’nın Kabulü (12 Mart 1921)

·  1920 yılında Erkân-ı Harbiye (Genel Kurmay Başkanlığı) tarafından ifade edildi.

·  1921 yılı başında Maarif Vekâleti (Milli Eğitim Bakanlığı) Türk milletinin ruhuna uygun mili bir marş yarışması açtı.

·  Yarışamaya 724 şair başvurdu, ancak birinciliğe lâyık eser bulunamadı.

·  Para ödüllü olduğu için yarışmaya katılmayan Mehmet Akif’e, bir şiir yazması için teklif götürüldü. Ödül kaldırıldı.

·  Mehmet Akif’in yazdığı şiir, 12 Mart 1921 tarihinde TBMM’nde coşkuyla kabul edildi.

·  Birincilik ödülünü kabul etmeyen Mehmet Akif, parayı Dârü’laceze’ye bağışlamıştır.

 

 

Londra Konferansı (23 Şubat-12 Mart 1921)

Sebepleri:

1.Düzenli ordunun I. İnönü Savaşı’ndaki başarısı.

2.İtilaflar arasındaki anlaşmazlıklara çözüm aramak.

3.Rusya ile TBMM’nin yaklaşmaya başlaması.

4.TBMM’ye Sevr Antlaşması’nın kabul ettirilmek istenmesi.

5.Yunan ordusuna zaman kazandırma düşüncesi.

6.TBMM’nin Gümrü başarısı.

7.Güneyde Fransızlara karşı başarılı mücadeleler verilmesi.

Konferansa İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Osmanlı Devleti ve TBMM katıldı.

 

TBMM’yi hukuken tanımak istemeyen İngilizler, TBMM’yi konferansa direkt olarak davet etmeyip Londra Konferansı’na Türkiye’den öncelikle İstan­bul hükümetini çağırmıştır. İngilizler, konferansta ikilik çıkarmak amacıyla ve TBMM’ye Sevr Ant­laşması’nı kabul ettirmek için İstanbul hükümetin­den TBMM adına Mustafa Kemal’in uygun göre­ceği bir temsilci getirmesini istemiştir.

 

Mustafa Kemal, konferansa direkt olarak davet edilmedikçe TBMM’nin katılamayacağını bildi­rince; TBMM de İtalya aracılığı ile konferansa direkt olarak davet edildi.

 

Konferansa, TBMM adına Bekir Sami Bey; İstan­bul hükümeti adına ise Tevfik Paşa katıldı. Konfe­ransta Türk delegeleri arasında ikilik çıkarmak isteyen İtilaf Devletleri ilk konuşma hakkını Tevfik Paşa’ya verdiler. İtilaf devletlerinin oyununu boz­mak isteyen Tevfik Paşa “Söz milletimin asıl tem­silcilerinindir, sözün Anadolu Kurulu’na verilmesini rica ederim” der.

 

TBMM’nin Konferansa Katılma Sebepleri:

1.Türklerin haklı davasını ve misak-ı millisini dün­yaya duyurmak.

2.İşgalcilerin “Türk milleti barışa yanaşmıyor” tezini çürütmek.

3.Yeni kurulan orduya zaman kazandırmak.

4.TBMM’yi hukuken tanıtmak.

 

Konferansta işgalciler Türklere sürekli olarak Sevr Antlaşmasını kabul ettirmeye çalışmıştır. Sadece Sevr Antlaşması’nda belirlenen asker sayısının bir miktar artırılabileceği söylenmiştir.

 

Bekir Sami Bey, Fransa, İngiltere ve İtalya ile esir mübadelesine ve ekonomiye yönelik antlaşmalar imzalamıştır. Bekir Sami Bey, bu antlaşmalarda eşitlik ilkesini gözetmemiştir. İtalya ve Fransa’ya ekonomik tavizler verirken; İngilizlerle yaptığı esir mübadelesi antlaşmasına göre İngilizlerin sadece Malta’daki esirleri serbest bırakmasını; diğerlerini ise değişim dışı tutmasını kabul etmiştir. Bekir Sami Bey’in yaptığı bu antlaşmaları TBMM eşitlik ilkesine uymadığı için kabul etmediği gibi; Bekir Sami Bey’i de Dışişleri Bakanlığı’ndan almıştır. Bu antlaşmalar, TBMM’nin antlaşma imzalanabilecek diplomatik saygınlığa ulaştığını göstermiştir.

 

Londra Konferansı’nın Önemi:

1.TBMM hukuken tanındı.

2.Sevr Antlaşması’ndan işgalcilerin taviz verebile­ceği görüldü.

3.İşgalciler arasındaki görüş ayrılıkları büyüdü.

4.Konferanstan sonuç çıkmaması, Türk milletine tam zafer kazanılması gerektiğini gösterdi.

 

Türk-Afgan Dostluk Antlaşması (1 Mart 1921)

TBMM ve Afganistan karşılıklı olarak birbirinin meşruluğunu tanımayı ve yardımlaşmayı kabul ettiler.

Önemi:

İlk defa bir doğulu İslam devleti, TBMM’yi ve Misak-ı Milli’yi tanıdı.

Not: Afganistan, 1919’a kadar İngiliz sömürgesi altındaydı.

 

Moskova Antlaşması (16 Mart 1921)

Türk-Rus Yakınlaşmasının Sebepleri:

1.TBMM’nin Gümrü başarısı

2.I. İnönü Zaferi’nin kazanılması

3.TBMM’nin güvenilir dost imajı vermesi

4.SSCB’nin dost arayışı

5.TBMM’nin İtilaf devletleri ile yaklaşıyor olması

6.Boğazların açık halde oluşunun SSCB’yi kendi adına endişelendirmesi

7.Güneyde Fransızlara karşı başarılar kazanılması

8.Mustafa Kemal’in diplomatik çabaları

9.Her iki ülkenin de ortak düşmanının olması

10.Rusya’nın Anadolu mücadelesini kendi rejimine dönüştürmek istemesi

 

Antlaşmanın Maddeleri:

1.Liman hizmetlerinden Türkiye’nin faydalanması şartıyla, Batum, Gürcistan’a bırakılacaktır.

2.Ermeni ve Gürcüler ile yapılan antlaşmalar kabul edilecektir.

3.Boğazların yönetimi, Türkiye’nin egemenlik hakları korunmak şartıyla Karadeniz’e kıyısı olan devlet­lerce düzenlenecektir.

4.Birinin tanımadığı uluslararası antlaşmayı diğeri de tanımayacaktır.

5.Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığı’nın yaptığı ant­laşmalar geçersiz sayılacaktır.

6.Artvin ve Ardahan TBMM’de kalacaktır.

7.Gerekli durumlarda karşılıklı yardımlaşılacaktır.

 

Antlaşmanın Önemi:

1.İlk defa Avrupalı bir devlet, antlaşma imzalayarak TBMM’yi ve Misak-ı Milli’yi tanıdı

2.Rusya, Sevr Antlaşması’nı geçersiz saydı

3.Batum’un Gürcistan’a bırakılması ile Misak-ı Milli’den ilk taviz verildi

4.Rusya kapitülasyonları kaldıran ilk devlet oldu

5.TBMM ile SSCB arasında ilk antlaşma imzalandı

6.Doğu cephesinin güvenliği pekiştirildi.

7.TBMM diplomatik bir zafer elde etti.

8.İşgalci devletlere karşı denge politikası izlenebil­mesi için önemli bir koz elde edildi.

9.İki devlet karşılıklı olarak birbirinin rejimini ta­nıdı.

Not: Rusya ile ilişkiler Mayıs 1920’de başlamış­tır. Haziran 1920’de ise Rusya Misak-ı Milli’yi tanı­mıştır.

 

İkinci İnönü Muharebesi (23 Mart-31 Mart 1921)

Sebepleri:

1.Londra Konferansı’nda TBMM’nin Sevr Antlaş­ması’nı kabul etmemesi.

2.Yunanlıların Eskişehir’i ele geçirmek istemesi

3.Yunanlıların güçlerini Avrupalı devletlere göste­rerek, onlardan yardım almak istemesi.

İsmet Paşa komutasındaki Türk ordusu Yunanlı­ları ikinci defa durdurmayı başarmıştır.

 

Mustafa Kemal, İsmet Paşaya çektiği telgrafta “Siz orada yalnız düşmanı değil; milletin makûs talihini de yendiniz“ demiştir. 

 

Zaferin Önemi:

1.I. İnönü Zaferinin rastlantı olmadığı görüldü

2.Ordunun taarruza hazır olmadığı görüldü  

Not: 8 Nisan 1921’de Türk ordusu Aslıhanlar’da karşı taarruza geçtiyse de başarılı olamadı.

3.Cephenin güneyi de Refet Bele’den alınarak İsmet Paşa’nın komutasına verildi.

4.İtilaf bloğundaki ayrılık düşüncesi güçlendi.

 

Eskişehir-Kütahya Muharebeleri (10-24 Temmuz 1921)

Türk ordusunun daha fazla güçlenmeden imha edilmesi gerektiğine inanan Yunanlılar, 10 Tem­muzda tekrar harekete geçmiştir. Zaferden emin olan Yunan kralı bu savaş öncesinde İzmir’e gel­miştir.

 

Yunanlılar karşısında Türk ordusu tutunamayınca; Türk ordusunun yok olmasını önlemek isteyen Mustafa Kemal, İsmet Paşa’dan Türk ordusunu Sakarya’nın doğusuna çekmesini istedi. Yunanlılar Sakarya’nın doğusunu hem tam olarak bilmiyorlar; hem de Yunanlıların bu bölgeye ait savaş planları yoktu.

 

Önemi:

1.Türk ordusu Kurtuluş Savaşı esnasında ilk ve tek mağlubiyetini almıştır.

2.Afyon, Kütahya ve Eskişehir, Yunanlıların eline geçmiştir.

3.Mecliste tartışmalar başlamıştır.

4.Fransızlar barış yapmaktan vazgeçti.

 

Ordunun Sakarya’nın Doğusuna Çekilmesi ve Büyük Millet Meclisi’nin Tepkileri

İlerleyen Yunanlılar karşısında Türk ordusunun Sakarya’nın doğusuna çekilmesi mecliste ve ülkede karamsarlığa yol açtı.

Meclisteki bazı milletvekilleri başkentin Kay­seri’ye taşınmasını teklif etmiştir.

Kuvay-ı Milliye’ye geri dönme tartışmaları başladı.

 

Mustafa Kemal’in Başkomutan Seçilmesi (5 Ağustos 1921)

Kanunun Çıkarılma Sebebi:

Olağan üstü durumdan dolayı kararların hızlı alınıp; hızlı uygulanması gerekiyordu.

Mustafa Kemal, millî iradeye olan saygısından dolayı başkomutanlık yetkisini meclisten sadece üç aylık kısa bir süre için istemiştir. Başkomutanlık yetkisi daha sonradan, Büyük Taarruz öncesinde süresiz olmak üzere (20 Temmuz 1922), iki defa uzatıldıysa da Cumhuriyet’in ilanı ile sona ermiştir.

 

Önemi:

1.Meclis ilk defa bütün yetkilerini bir kişiye ver­miştir.

2.Mustafa Kemal, tekrar askerlik mesleğine dön­müştür.

3.Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşını daha rahat idare etme imkânına kavuşmuştur.

Başkomutanın Yetki ve Sorumlulukları:

1.Meclisin tüm yetkilerini taşır.

2.Meclis kararı ile yetki süresi uzatılır.

3.Kararları kanun niteliğindedir.

4.Görev süresi dolmadan yargılanamaz

Açıklama:

Başkomutanlık süresinin uzatılması ve süresiz hale getirilmesi; meclisin Mustafa Kemal’e güvendiğini ve Mustafa Kemal’in başkomutanlık yetkisini iyi kullandığını gösterir.

 

Tekâlif-İ Milliye Emirleri (7-8 Ağustos 1921)

Kanunun Çıkarılış Sebebi:

Türk ordusunun taarruz gücüne ulaşabilmesi için Türk milleti topyekûn seferber edilmek istenmiştir.

Maddeleri:

1.Her ilçede bir Tekâlif-i Milliye Komisyonu kurula­caktır.

2.Kanunun uygulanması için İstiklal Mahkemeleri çalışacaktır

3.Her aile bir giyimlik elbise; bir çift çorap; bir çift çarık verecektir.

4.Bedeli sonradan ödenmek üzere; halk ve esnafın elinde bulunan yiyecek, giyecek gibi her türlü temel gereksinim maddeleri ve teknik araç gereçlerle ulaşım araç gereçlerinin %40’ına el konulacaktır.

5.Halk elinde bulunan ulaşım araçları ile her ay Milli Mücadele adına 100 kilometre taşıma yapa­caktır.

6.Gerekirse sahipsiz mallara el konulacaktır.

7.Halk elinde bulunan silah ve cephanenin tümünü teslim edecektir.

8.Gerektiğinde, zanaat erbabı orduya katılacaktır.

Açıklamalar:

1.Halktan yardımlar toplanamadan Sakarya Savaşı başlamıştır.

2.Bu vergiler, Osmanlı zamanında toplanan avarız vergisi ile benzerlik gösterir.

          

Sakarya Meydan Savaşı (23 Ağustos-12 Eylül 1921)

Yunanlılar, Ankara’ya kadar ilerleyerek savaşı kesin olarak sonuçlandırmak için harekete geçmiş­tir.

Yüz kilometrelik bir alana yayılmış olan Türk ordusu düşman karşısında dağılma emareleri gös­terdiyse de; Mustafa Kemal’in “Hattı müdafaa yok­tur. Sathı müdafaa vardır. O satıh tüm vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanma­dıkça terk olunamaz” sözü Türk askerinin savunma azmini artırmıştır.

 

10 Eylül’den itibaren kendisini toparlayan Türk ordusu, Yunanlıları, durdurduğu gibi; Sakarya Nehri’nin batısına atmayı da başar­mıştır. Ordunun taarruz gücü olmadığı için savaşa devam etmemiştir.

İngilizler, Yunanlılara zaman kazandırmak için ateşkes teklifinde bulundular:

1.Savaş durdurulacak.

2.İki tarafın kuvvetleri denetlenecek.

3.Kuvvetler artırılmayacak.

4.Askersiz ara bölge oluşturulacak.

5.İtilaflar her iki tarafın askeri gücünü denetleyebi­lecek.

 

Bağımsızlık olgusu ile bağdaşmayan bu ateşkes önerisi ilke olarak kabul edildiyse de; TBMM bu ateşkesin şartlarını bütün olarak kabul etmedi.

 

TBMM ateşkesin tam olarak kabul edilebilmesi için Yunanlıların Anadolu’yu terk etmesini iste­miştir. Fakat asıl amaçları Yunanlılara zaman ka­zandırmak olan işgal devletleri bu öneriyi kabul etmemiştir.

 

Açıklamalar:

·  Türk ordusu, Kurtuluş Savaşı’nda, en fazla Sa­karya Savaşı’nda şehit vermiştir.

·  Türkler ve Yunanlılar, Sakarya Savaşı’nda uçak kullanmıştır.

 

Sakarya Zaferi’nin Önemi:

1.Türk ordusunun II. Viyana Bozgunu’ndan beri devam eden geri çekilişi ve savunması sona erip; taarruz dönemi başladı.

2.İtilaf bloğu dağıldı.

3.İtalyanlar, Anadolu’yu terk etti.

4.Fransa ile TBMM arasında Ankara Antlaşması imzalandı

5.İngiltere ile 22 Ekim 1921’de TBMM esir müba­delesi antlaşması imzaladı

6.Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ile TBMM arasında Kars Antlaşması imzalandı.

7.2 Ocak 1922’de TBMM ile Ukrayna arasında dostluk antlaşması imzalandı

8.İngilizler, TBMM’ye ateşkes teklifinde bulundu.

9.Yunanlıların taarruz gücü kırıldı.

10.Mustafa Kemal’e gazilik unvanı ve mareşallik rütbesi verildi (19 Eylül 1921).

11.Yunanlılar Doğu Trakya üzerinden İstanbul’a yapmak istedikleri saldırıdan vazgeçtiler.

                     

Kars Antlaşması (13 Ekim 1921)

Sakarya Zaferi Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan’ı Rusya’nın da teşviki ile TBMM ile ant­laşma imzalamaya yönlendirdi.

TBMM ile üç Sovyet cumhuriyeti arasındaki antlaşma Türkiye’nin doğu sınırına son halini verdi. (Türkiye’nin Batum’un liman hizmetlerinden faydalanma hakkı da sona erdi.)

 

Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921)

Sebepleri:

1.TBMM’ni Sakarya Zaferi kazanması.

2.Fransızların Yunan zaferinden ümidini kesmesi

3.İngiltere’nin Almanya’ya yaklaşmaya başlaması

4.Türklerin her türlü bölücü harekete karşı olması ve bu tür pürüzleri gidermek için mücadeleyi göze alması

Açıklama:

Fransa ile TBMM arasında Eskişehir-Kütahya Savaşlarından önce barış görüşmeleri başlamış; fakat Türk ordusunun bu savaştaki başarı­sızlığı Fransızları ümitlendirmiş ve Fransızlar Yu­nanistan ile Türkler arasındaki mücadelenin kesin sonucunu beklemeye başlamıştır.

 

Antlaşmanın İçeriği:

1.Fransa işgali altında bulunan Adana ve Antep’i terk edecektir.

2.Hatay ve İskenderun Fransa’nın mandaterliği altında bulunan Suriye’de kalacaktır.

3.Fransa Hatay’ın nüfusuna ve kültürüne müdahale etmeyecektir.

4.Fransa bölgeden çekilmek zorunda kalırsa; Hatay ve civarını Suriye’ye bırakmayacaktır.

Açıklama:

Bu madde Mustafa Kemal’in ileri gö­rüşlülüğünü gösterir. Çünkü Fransa 1936’da böl­geyi terk edecek ve bölge­deki statünün yeniden belirlenmesi gerekecektir.

 

Önemi:

1.Güney cephesi kapanmıştır.

2.Misak-ı milliden taviz verilmiştir.

3.Dış politikada başarılı ve sözü geçer olmanın şartının iç politikada da başarılı olmaktan geçtiği görülmüştür.

4.Güney sınırı ilk haliyle çizilmiştir.

5.İtilaf bloğu parçalanmıştır.

6.Adana ve Antep kurtarıldı.

7.Hatay, Misak-ı Milli sınırlarının dışında kaldı.

8.Güneydeki Ermeni sorunu kapandı.


İtilaf Devletleri’nin Barış Teklifleri

·  22 Mart 1922’de İtilaf Devletleri, dışişleri bakanları Türk ve Yunan taraflarına ateşkes teklifinde bulundular.

·  Teklifte, iki taraf arasında askersiz bir bölge bırakılması, iki tarafın asker ve silah bakımından İtilaf Devletleri’nce denetim altına alınması ve çatışmaların 3 ay süreyle durdurulması vardı.

·  Türk tarafı bağımsızlık anlayışına ters düşen denetim teklifini kabul etmediğini bildirdi.

·  Ateşkesin ancak, yabancı kuvvetlerin yurdu tamamen terk etmeleriyle mümkün olabileceği belirtildi.

·  26 Mart 1922’de Paris’te bulunan İtilaf Devletleri, dışişleri bakanları barış esaslarını bildirdiler. Buna göre:

§ İzmir ve Tekirdağ Türklere bırakılacak; Edirne, Kırklareli, ve Babaeski yunanlılarda kalacak.

§ Doğu’da bir Ermeni Devleti kurulacaktı.

§ Türkiye’de mecburi askerlik olmayacak, ordu mevcudu 55.000’den 85.000’e çıkacaktı.

§ Sevr Antlaşması’nda Türkiye lehine değişiklikler yapılacaktı.

§ Antlaşma yapıldıktan sonra İtilaf Devletleri kuvvetleri İstanbul’u terk edecekti.

 

ü  Bu teklifler, Sevr Antlaşması’nın hafifletilmiş bir haliydi. TBMM’nin karşı teklifleri reddedilince Büyük Taarruz hazırlıkları başlamıştır.

 

 

Büyük Taarruz (26 Ağustos 1922)

Taarruz İçin Yapılan Hazırlıklar:

1.Mustafa Kemal’in başkomutanlık süresi uzatıldı.

2.Rusya’dan ve bazı doğulu ülkelerden yardım sağlandı.

3.Doğu ve güney cephesinde tam güvenlik sağ­landı.

4.İstanbul’dan silah ve cephane kaçırıldı.

5.Kamuoyu oluşturmak için Avrupa’ya diplomat­lar gönderildi.

6.Fransa ve İtalya’nın bıraktığı silahlar toplandı.

7.Fransa ve İtalya’dan silah satın alındı.

8.Tekâlif-i Milliye emirleri uygulandı.

9.Ordu yoğun bir eğitime tabi tutuldu.

·  Türk ordusu, 26 Ağustos 1922’de taarruza geçti.

 

Başkomutan Meydan Muharebesi ve Anadolu’nun Düşmandan Temizlenmesi

·  30 Ağustos 1922’de ise Dumlupınar’da Yunan ordusu ile Türk ordusu arasında Başkomutan Meydan Mu­harebesi oldu.

·  Başkomutan Meydan Muharebesi’nde Türk ordusu karşısında mağlup olan Yunan ordusu batı yönünde kaçmaya başladı.

·  Mustafa Kemal, Türk ordusunun bu zaferi üzerine Yunanlıların ülkeden tamamen atılması için orduya “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir İleri!” emrini verdi.

·  9 Eylül’de Yunanlılar, İzmir’den atılırken son Yu­nan kalıntıları ise 18 Eylül’de Kapıdağ Yarıma­dası’ndan atıldı.

·  Türk ordusu, 18 Eylül’den itibaren Marmara’ya yönelince; İngilizler ile karşı karşıya geldi. İngiliz­ler bu durum karşısında TBMM’ye ateşkes tekli­finde bulundular. İngilizler Türk ordusu Mar­mara’ya girdiği takdirde Türk ordusuna karşı sava­şabilecekle­rini bildirdiler.

·  SSCB kozunu İngilizlere karşı çok iyi kullanan Mustafa Kemal ise Doğu Rumeli, Yu­nanlılar tarafından boşaltılmadığı tak­dirde Türk ordusunun savaşa devam edeceğini bildirdi. İngi­lizler, Yunanlıların Doğu Rumeli’yi boşaltması şartını kabul ederek mütareke yapılma­sın istediler.

 

Büyük Taarruz’un Önemi:

1.Yunanlılar Anadolu’dan atıldı.

2.TBMM eşit devletler konumuna geldi.

3.İngilizler ile Türk ordusunun savaşma ihtimali oluştu.

4.Mudanya Mütarekesine zemin oluştu.

5.Yunan başkomutanı esir alındı.

 

Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922)

Sebepleri:

1.Yunanlıların kesin olarak mağlup olması

2.İngiltere’nin politik yalnızlığa düşmesi.

3.İngiliz dominyonlarının bıkkınlık göstermesi.

4.Lloyd George hükümetinin sert eleştirilere maruz kalması

5.Mustafa Kemal’in SSCB ile yardımlaşma manev­ralarına girmesi.

TBMM, İngiltere, Fransa, İtalya‘nın doğrudan katıldığı ve Yunanlıların Mudanya açıklarından bir gemiden dolaylı olarak takip ettiği Mudanya Müta­rekesi görüşmeleri 3 Ekim 1922’de başladı.

 

Ateşkesin Şartları

1.Yunanlılar, Doğu Trakya’yı 15 gün içinde Meriç’e kadar boşaltacak; bölgede Türk yönetimi 30 gün sonra başlayacaktır.

2.İstanbul ve çevresinin yönetimi TBMM’ye bırakılacaktır.

3.Türk ordusu barış imzalanana kadar; Çanakkale ve Kocaeli Yarımadası’nda belirlenen çizgide dura­caktır.

4.Türkiye barış imzalanana kadar Doğu Trakya’da 8000 jandarmadan daha fazla güç bulundurmaya­caktır.

5.Boğazların durumu yapılacak olan antlaşma ile belirlenecektir.

 

Ateşkesin Önemi:

1.Savaşın silahlı mücadele dönemi sona erip; dip­lomatik mücadele dönemi başladı.

2.Lloyd George hükümeti istifa etti.

3.İsmet Paşa diplomatik başarısını ispat etti.

4.Doğu Trakya savaş yapılmadan kurtarıldı.

5.Osmanlı yönetimi mütarekeye çağrılmamakla ve İstanbul ve çevresinin yönetimi TBMM’ye bırakıl­makla Osmanlı Devleti’nin hukuken sona erdiği kabul edildi.

6.İngiltere TBMM’nin meşruluğunu tanıdı.

 

Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)

Sebepleri:

1.İstanbul hükümeti de İtilaf devletleri tarafından Lozan Görüşmelerine çağrıldı. Bu durum, TBMM ile İstanbul hükümeti arasında ikilik oluşturabilirdi.

2.Saltanatın milli egemenlik ilkesine aykırı olması.

3.Bazı çevrelerin hâlâ saltanat yönetimini istemesi

 

Saltanatın Kaldırılmasının Önemi:

1.Lozan’da ikilik çıkması önlendi.

2.Milli egemenlik ilkesi güçlendirildi.

3.Osmanlıların siyasi varlığı sona erdi.

4.Devlet başkanı sorunu ortaya çıktı.

5.Siyasi yetki ile dini yetkinin birbirinden ayrılması ile laiklik yönünde ilk adım atılmış oldu.

 

 Açıklamalar:

1.Vahdettin, saltanatın kaldırılmasından sonra gü­venliğini tehli­kede gördüğünden dolayı İngiltere’ye gitmek zorunda kaldı.

2.Vahdettin’in halifeliği yurt dışında kullanabileceğini düşünen TBMM, 18 Kasım 1922’de Abdülmecit Efendi’yi halife olarak belirledi.

3.Mustafa Kemal birleştirici yönünden dolayı Milli Mücadelenin ilk yıllarından saltanata açıkça karşı çıkmadı.

4.Teşkilat-ı Esasiye Kanunu padişah ve halifeyi sembolik hale getirmiştir.

 

 

Lozan Konferansı (24 Temmuz 1923)

Mustafa Kemal; Yunanlıların İzmir’de yaptığı tahri­batın görülerek, Yunanistan’dan daha fazla savaş tazminatı alınması ve görüşmeleri daha ya­kından takip edebilmek için barış görüşmelerinin İzmir’de olmasını istemiştir. Görüşmelerin tarafsız bir ülkede olmasını isteyen Avrupalı devletler ise görüşmelerin İsviçre’nin Lozan kentinde olmasına karar vermiştir.

 

Rauf Orbay, Bakanlar Kurulu başkanı olduğu için görüşmelere katılmak istemiş; fakat görüşmelere Mondros Mütarekesi’ni imzalayan bir kişinin gide­meyeceğini savunan Mustafa Kemal; barış görüş­melerine İsmet Paşa’nın gitmesini uygun bulmuştur. 

Görüşmelere TBMM adına baş delege olarak İsmet İnönü, Rıza Nur ve Hasan Saka katılmıştır.

Mustafa Kemal, TBMM delegelerinden; barış görüşmeleri esnasında kapitülasyonlar ve Ermeni meselesi hakkında taviz verilmemesini istemiştir.

 

Görüşmelere Katılan Devletler:

Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Yugoslavya.

Sovyet Rusya, Bulgaristan (Boğazlar konusunda katıldı.)

 

Görüşülen Konular:

·  Türk-Yunan barışının esasları

·  Türkiye’nin tanınması.

·  Kapitülasyonların tanınması.

·  Azınlıkların durumu.

·  Dış borçlar ve ödeme şartları.

·  Türkiye’nin Irak, Suriye ve Batı sınırları

 

Lozan’da barış görüşmeleri 20 Kasım 1922’de başladı. Borçlar, Irak sınırı, kapitülasyonlar, Bo­ğazlar ve İstanbul’un boşaltılması meselesinden dolayı görüşmeler 4 Şubat 1923’de kesildi.

 

Yahudi cemaati lideri Haim Naim Efendi’nin arabuluculuğu sonucunda görüşmeler 23 Nisan 1923’de tekrar başlayıp, 24 Temmuz 1923’de sonuçlandı.

 

Lozan Antlaşması’nın Maddeleri:

Sınırlar:

1.Doğu Sınırı: Kars Antlaşması ile belirlenen sınır ölçü alındı.

2.Irak Sınırı: Musul petrol bölgesini Türkiye’ye bırakmak istemeyen İngiltere Irak sınırının çizilme­sinde sorun çıkardı. Görüşmelerde vakit kaybedil­mek istenmediğinden dolayı, Irak sınırı meselesinin, Lozan Görüşmelerinden sonra Türkiye ile İngiltere arasındaki ikili görüşmelerle halledilmesi kararlaştırıldı.

Açıklama: Irak sınırının çizilmesi, Lozan’da çö­züme ka­vuşturulamayan tek meseledir.

 

3.Suriye Sınırı: Ankara Antlaşması ile belirlenen sınır ölçü alındı.

 

Oniki Ada: İtalya’ya bırakıldı.

 

Ege Adaları: Bozcaada ve Gökçeada dışındaki diğer adaların Yunanistan’a, silahlandırmamak şartıyla bırakılmasına karar verildi.

 

Boğazlar: Boğazlar başkanlığını Türk delege­nin yapacağı şekilde bir komisyon tarafından yöne­tilecektir. Bu komisyon milletler cemiyeti tarafın­dan denetlenecek ve statü milletler cemiyetinin garantisinde olacaktır. Boğazlardan serbest geçiş olacaktır. Ticaret gemilerinin geçişi serbest olacak; fakat savaş gemileri tonaja tabi tutulacaktır. Türk askeri olağanüstü durumlar hariç boğazlar bölgesi­nin 20 km gerisinde duracaktır.

Açıklama: Türkiye açısından Lozan Antlaşması’nın en sakat maddesi boğazlarla ilgili maddesi olmuş­tur. Bu madde adeta Türkiye’yi mağlup durumuna düşürerek, Türkiye’nin egemenlik haklarını kısıt­lamıştır.

 

İstanbul’un Boşaltılması: Antlaşmanın imzalanma-sından 6 hafta sonra İstanbul boşaltıla­caktır.

Açıklama: İşgalciler 2 Ekim 1923’de İstanbul’u terk etti.

 

Kapitülasyonlar ve Düyun-ı Umumiye:

Kapitülasyonlar ve Düyun-ı Umumiye kaldırıldı.

 

Borçlar: Osmanlı’nın en fazla Fransa’ya borcu olduğundan dolayı, borçlar en fazla Fransa ile tartı­şıldı. Borçların Birinci Dünya Savaşı sonucunda Os­manlı’dan ayrılan devletlerle TBMM arasında pay­laştırılarak ödenmesine ve TBMM’nin üzerine düşen borcu taksitler halinde ödemesine karar ve­rildi.

 

Ermeni Meselesi: Kapandı.

 

Azınlıklar: TBMM, azınlıklar bahane edilerek iç işlerine karışılmaması için bütün azın­lıkları Türk vatandaşı kabul etti. İstanbul’daki Rumlar ile Batı Trakya’daki Türkler hariç; diğer azınlıkların ve dışarıdaki Türklerin ülkelerine dö­nebileceği kabul edildi.

 

Yabancı Okullar: Yabancı okulları iç mese­lesi sayan TBMM, Lozan görüşmelerinde yabancı okulları tartışma konusu yaptırmadı.

 

Savaş Tazminatı: Yunanistan, Karaağaç bölge­sini savaş tazminatı olarak Türkiye’ye verecektir.

Açıklama: Bu madde, Trakya’nın Birinci Dünya Savaşı öncesin­deki sınırını değiştirmiştir.

 

Patrikhane: Patrikhane İstanbul’da kalacaktır. Patrik seçimini, başka devletleri iç işlerine karıştırmak istemeyen Türkiye yapacaktır. Türkiye, Or­todoks din adamlarının belirlediği üç adaydan birini patrik olarak tayin edecektir. Patriğin siyasal yetki­leri olmayacaktır.

 

Kıbrıs: İngiltere kendi toprağı saydığı Kıbrıs’ı görüşmeler esnasında tartışma konusu yaptırmadı.

 

Lozan Antlaşması’nın Önemi:

1.Türkiye Devleti tanındı.

2.Osmanlı devletinin sona erdiği kabul edildi.

3.Türk devletinin tam bağımsızlığı kabul edildi.

4.Osmanlı’nın bıraktığı asırlık sorunlar kapandı.

5.Devrimler için ortam hazırlandı.

6.Sevr Antlaşması yürürlükten kalktı.

7.Sömürge altında yaşayan milletlere örnek oldu.

Lozan Antlaşması’nın Eleştirilen Yönleri:

1.Batı Trakya ve Ege Adaları’nın geri alınamaması

2.Patrikhanenin İstanbul’da kalması

3.Musul’un alınamaması

4.Boğazların statüsü

 

Lozan Antlaşması’nın Özellikleri:

1.Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan antlaşma­lar arasında günümüze kadar geçerliliğini koruyan tek antlaşmadır.

2.Birinci Dünya Savaşı sonucunda imzalanan en son antlaşmadır.

3.Yeni bir devletin kurulduğunu belgelemiştir.

4.23 Ağustos 1923’de II. Meclis tarafından onaylandı.

5.Rusya ve Bulgaristan sadece boğazlar için görüşmelere katıldı.

6.Toplam 143 maddedir.

 

Lozan’ı Birinci Dünya Savaşı’ndan Sonra İmzala-nan Antlaşmalardan Ayıran Farklar:

1.Askeri kısıtlamalar yoktur.

2.Türkiye savaş tazminatı vermemiştir

3.Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar uygulanmamış­tır.

4.Zaferi simgelemektedir.

5.Türkiye eşit devletler statüsündedir.

İkinci Büyük Millet Meclisi

Birinci Meclis’in Yenilenme Nedenleri:

1.Devlet sisteminin geliştirilmesi ve barıştan sonra izlenecek olan politikaların belirlenmesi konusunda milletvekillerinin anlaşmazlığa düş­mesi.

2.İtilaf Devletleri’nin Lozan görüşmelerini keserek Türkiye’deki tartışmalı ortamdan yararlanmak is­temesi

3.Meclisin savaş döneminde yıpranmış olması

4.Meclisin inkılâpları yapmaya uygun olmayışı

 

·  TBMM, 1 Nisan 1923’te seçimlerin yenilenmesine karar verdi.

·  Mustafa Kemal kendisi gibi düşünen, idealistleri bir araya toplayarak 9 Eylül 1923’te Halk Fırkası’nı kurdu.

·  11 Ağustos 1923’te İkinci TBMM açılmış oldu.

·  Bazı siyasi bunalımların giderilmesi ve inkılâplar bu meclis tarafından yapıldı.

·  İkinci TBMM, 1 Ekim 1927 tarihine kadar çalışmasını sürdürdü.


 



www.tarihogretmeni.com